Video Foto Galeri Yazarlar
26.9.2017 - Salı

Mustafa SOYLU

KURBAN ADAMAK YA DA KURBAN ADANMAK

Şimdi ise yeryüzünde yaşama sırası bize geldi. Bizler Allah (c.c) için kurban adamaya geldik dünyaya. Şimdi soralım kendimize, Habil psikolojisiyle mi adıyoruz kurbanlarımızı, yoksa Kabil kompleksiyle mi?

2 Eylül 2017 17:02
A
a

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
Hamd,Alemlerin Rabbi olan Allah(c.c.)’a,Salat ve Selam Hz.Muhammed (S.A.S)’e, Âline, Ashabına,Tabiine, Etba-ı Tabiine ve bütün Müslümanların üzerine olsun.
Ömürden bir yıl daha geçti. Hayatın hakikati ölüme biraz daha yaklaşıldı bugün.Allah(c.c)’ın arzında emanetten bihaber yaşarken birtakım insanlar, birileri de Allah (c.c)’ın yoluna İsmailler adadılar.  Kurban ettiler nefislerini , Kurban ettiler can ve mallarını. Allah(c.c)’a yaklaşmak için yaptılar. Birileri putlarına adarken kurbanlarını, birileri Allah(c.c.) için kurban adamayı ihmal etmediler.

Hani Kurban yaklaşmak , yakınlaşmak demek değil miydi? İşte ta!Hz.Adem (A.S)’den beri insanlar Allah(c.c)’a yakınlaşmak için kurban adıyorlardı.
Hz. Adem (A.S)’in çocukları Habil ile Kabil’in Allah(c.c)’a kurban adayışları Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır: Onlara, Adem'in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat: İkisi birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki edilmemişti. Kabul edilmeyen, "And olsun seni öldüreceğim" deyince, kardeşi: "Allah ancak sakınanların takdimesini kabul eder" demişti.(Maide 27)

Dikkat ettiyseniz Kabil “Ben kurban adamak istemiyorum” demiyor. Aksine ben de kurban adayacağım diyor. Ama formalite yerine gelsin diye, ama ihlasla değil, ama,tabiri caizse, dostlar alış verişte görsün misali.
    Şimdi ise yeryüzünde yaşama sırası bize geldi. Bizler Allah (c.c) için kurban adamaya geldik dünyaya. Şimdi soralım kendimize, Habil psikolojisiyle mi adıyoruz kurbanlarımızı, yoksa Kabil kompleksiyle mi?

“Tabi ki Habil psikolojisiyle” diyen sesleri duyar gibiyim. Şimdi soralım nefsimize, zeki çocuğumuzu beşeri ilimleri tahsil edip makam mevki sahibi olsun diye çaba içerisine giriyor zeki olmayanı Ku’an Kursuna gönderelim gitsin, diye mi hareket ediyoruz yoksa tersi mi?

   Paramızın çoğunu dünya zevklerimiz için harcayıp Allah(c.c)’ın Dini için arada bir sadaka mı veriyoruz, yoksa tersi mi?
  Malımıza olan bakış açımız, Allah (c.c) yolunda hepsini infak edip “Ailene ne bıraktın?” diye soran Allah Rasülüne “ Allah ve Rasülünü bıraktım” diyen Hz. Ebubekir (R.A) misali mi yoksa zekat memurları zekat almak için kendilerine gittiklerinde “ Benimle mi kazandınız.” Diyen Sâlebe gibi mi?

Vaktimizin çoğunu Allah(c.c) yolunda harcamamız gerekirken, yoksa biz, Dünyadan arta kalan zamanlarımızı mı Allah (c.c) yolunda harcıyoruz?
   Kurbanlarımız olan bu değerlerimizi adarken Habil psikolojisiyle mi hareket ediyoruz, yoksa Kabil kompleksiyle mi?

   Bir de Hz.İbrahim’ce kurbanı adamak vardır.
Yıllar yılı bir evlat özlemi.
Ama, evlat olsun da nasıl olursa olsun değil elbet. ,Salih bir evlat istemi.
 Kendi nefsi  için değil, ayrıldığı kavmi ve aşiretinin yerini tutacak itaatkar bir evlat.
Rabbine iltica etti: "Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et!"
Dualara icabet eden Rabbim, duasını kabul etmişti.” Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik.”
Yıllar yılı bir evlat özlemi çekmiş bir babanın sevincini hayal etmek bile çok zor. Ama, ya bu baba, evlat sevgisini Allah (c.c)’ın sevgisinin önüne geçirdimi ki ? İşte Rabbim bunu sınayacaktı.

“Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi.
Niçin? Tereddüt etmez. Aklına itaat ve teslimiyetten başka bir şey gelmez?Sadece bir rüyaydı, belki ben yanlış anladım değil, Rabbimden bir işaret dedi ve gerekeni yapmaya koyuldu. Eğer iman tam ise; Rabb’den gelen bir işaret yeter.

Böyle söylemesi elbette O’na danışması değil, salih olup olmadığını anlamak için ya da kendini sabretmeye hazırlaması ve kalbini hazırlaması içindir.
Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.
Aman Allah'ım! Bu ne hoş bir iman, itaat ve teslimiyettir! Sadece sülbü olarak değil, ahlak ve şahsiyet açısından da babasının oğluydu.
Allah(c.c)’ın emrine ram olmuş bir kul ve alnı üzere yatırılan bir evlat.

    -Babacığım, beni alnım üzere yatır. Olur da baba şevkatin tutar da yapamazsın.Babacığım beni iyice bağla ki çırpınamayayım. Elbiselerini koru ki, kanımdan herhangi bir şey sıçramasın, sonra annem görürde üzülür. Bıçağını iyice bile, onu  hızla gırtlağıma sür ki, kolay öleyim. Anneme gidince selamımı söyle. Uygun görürsen, gömleğimi ona ver. Umulur ki, o benim hakkımda onu teselli eder.

YaRabbi! Kendisini kesecek bir babaya, babacığım demeye devam etmek ve Allah(c.c)’a olan kulluğunda bir milim sapma olmasın diye babasına yardımcı olmak. İmanın zirvesi değil de nedir bu?
Allah(c.c), yaşlı bir insana, ömrünün son demlerinde bir oğul ihsan ediyor ve büyüdüğünde, yaşlı baba biricik oğlunu yüzükoyun yere yatırarak elinde bıçak Allah(c.c)’ın rızası için kesmek üzere öylece duruyor.

Bu kıssada görünmeyen bir kahraman varsa O da Hz. Hacer anamızdır. Bir zamanlar, evladı ile Kabe’nin yanına bırakılmış, nice zorluklarla beslenip büyütülmüş, şimdi ise kendilerini oraya bırakan aynı adam çıkıp gelmiş, çocuğu kurban etmek istiyor. Bir yandan  Şeytanın vesveseleri,  bir yandan evlat şevkati.
Bir zamanlar kocası tarafından Kabe’nin yanına bırakıldığında “ Bunu sana Rabbin mi emrediyor?” Diye soran itaatkar kadın, şimdi ise tekrar aynı soruyu soruyor:” Bunu sana Rabbim mi emrediyor?”

-Evet, cevabını alınca yine aynı itaat; yine aynı itaat…
“Rabbim İstiyorsa gerisi teferruattır.” Diyebilen kadın.
Verdiği ahde sadakat gösteren bir babanın ihlası; Allah(c.c)’ın emrine ram olmuş bir evladın sabrı, Rabbim İstiyorsa gerisi teferruattır diyebilen bir ananın itaati Allah(c.c)’ın rahmetini ve şevkatini coşturmuş.
“Selam olsun İbrahim'e...”
Sözünde duranların mükafatı ne kadar güzel YaRabbi!
Bizleri sözünde duranlardan eyle. AMİN.

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
************ Sponsor Reklam Alanı; Mobilya | Klasik Mobilya | ucuz uçak bileti al | Kek kalıpları |