Video Foto Galeri Yazarlar
20.8.2018 - Pazartesi

Kübra YILDIZ

ŞEYTAN ALEYHİL-LA’NE

6 Haziran 2018 16:56
A
a
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM 

ŞEYTAN ALEYHİL-LA’NE
 
O,SİZE ANCAK KÖTÜLÜĞÜ HAYÂSIZLIĞI VE ALLAH’A KARŞI BİLMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ SÖYLEMENİZİ EMREDER...(BAKARA 169)
 
Herşeyin Rabbi ve Maliki olan Allah’ım senden başka ilah olmadığına şahitlik ederim.Hamd her halde ve daima Allah’a mahsustur.Salat ve Selam insanlığa örnek ve önder olarak gönderilen son Resul Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v)’in üzerine olsun.Şeytanın ve Şeytanlaşmışların Şerrinden sana sığınırım.                                                                                                                                                          

Şeytan insanoğlunun yaratıldığı ilk andan itibaren hasım (düşman) kesilip onu saptırmak ,fesada ve kötülüğe çağırmak için büyük bir mücadele sürdürmektedir.İnsanoğlunun kötülüklere karşı kışkırtan bunun için kalplerini kötü düşüncelerle dolduran dinen yasaklanan şeyleri onlara yaptırabilmek için süslü ve çekici kılan bir yaratık.

Buna rağmen insanoğlu şeytanın bu çalışmasıyla birlikte kötülükleri kendi serbest ve özgür iradesiyle işlemekle birlikte hayatlarını adeta onun kontrolüne bırakmaktadırlar.Bu yüzden işlediği hatalardan insan sorumludur.                                                                                                                                                                                 

Oysaki kendilerini teslim ettikleri yakın dostları kabul ettikleri şeytan aslında insanın en büyük düşmanıdır.Bir insanın seçebileceği en kötü dostudur.İnsanı kurtuluşa değil,sonsuz bir yıkıma sürükler.

Şeytan Aleyhillane insanoğlunun varoluş amacını Allah’a karşı vermiş olduğu sözün sorumluluklarını sözün gereği yaşanılması asıl elzem olan hayatın yaşanılmaması ve nasıl bir sona doğru ilerlediklerini akıbetlerini hiç düşünmemelerini sağlamaktadır.Kendilerini İlah olarak nefislerini Şeytanın sözlerini nefislerinin isteklerine karşı önemli bir destek olarak görmeleri fıtratının gereği kendilerini doğruya çağıran vicdanın sesini susturabilmek için önemli bir kurtuluş vesilesi olarak görmeleri insanoğlunun nasıl sonsuz bir yıkama sürüklendiği gerçeğini gözler önüne sermektedir.Oysaki Şeytanın insan iradesi üzerinde herhangi bir egemenliği ve yaptırım gücü yoktur.Ancak kendisine tamamen teslim olanlar üzerinde egemen olduğu bizlere şu ayette bildirilmektedir; Gerçek şu ki iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde Şeytanın hiçbir hakimiyeti yoktur.Onun hakimiyeti ancak onu veli dost edinenlerle O’na ortak koşanlar üzerindedir.(Nahl 99-100)

Şeytanın insanın kalbine nufuz ettiği yol ona gizlice fısıldadığı düşünce ve vesveselerdir.İnsan kesin ve kararlı bir şekilde bu düşüncelere karşı koyarsa Şeytanın tuzaklarından hiçbir şekilde etkilenmez.Allah azze ve celle’nin buyuruduğu gibi; Hiç şüphesiz Şeytanın hile ve tuzağı pek zayıftır.(Nisa 76)

Şeytani vesveseler ve düşünceler insanın gönlünü ya da Allah’tan gafil olduğu bir anda haberi olmayan bir yöntemle sevdiği ve ilgi duyduğu bir yolla etkisi altına alır.Bu nedenle insan sürekli kendisini kontrol etmeli, kendini daima sorguya çekmelidir.Özlem ve arzularıyla mücadele etmelidir.Ancak bu şekilde zayıf ve güçlü olduğu yönlerini tespit edebilir şeytanın nefisleri etkileme yöntemlerine karşı korunabilir.

Yüce Allah merhameti gereği şeytan ve askerleri karşısında kullarını tek başına bırakmamıştır. Onları şeytana karşı direnecekleri onun verebileceği sıkıntıları ortadan kaldırıp kendisinden uzaklaştırabilecekleri silahlarla donatmıştır. İşte Allah’ın şeytana karşı kullarına verdiği silahlardan bir kaçı:

Yüce Allah’a Sığınma

Şeytandan gelen kışkırtmalardan korunabilmek için en etkili çözüm Allah’a sığınma O’nun koruması altına girmektir. Bu konuda kuranda bir çok ayet bulunmaktadır.

‘’Eğer sana şeytan tarafından bir kışkırtma gelirse hemen Allah’a sığın. Çünkü O içtendir bilendir.’’ (Araf 200)

‘’Ve de ki Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım ve onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim.’’ (Müminun 97-98)

Sığınma, şeytanın verebileceği sıkıntı ve kötülüklerden korunmak ve bunların bertaraf edilmesini sağlamak amacıyla Yüce Yaratıcının koruması altına girmek demektir. Zira sadece O’nun buna gücü yeter. Aslında insanın şeytana karşı Allah’a sığınması, onun, yüce Yaratıcısına olan muhtaçlığını ve O’nun önünde zayıflığını ve güçsüzlüğünü itiraf etmesi demektir. Yani sığınma, güçsüz bir kölenin savması için güçlü bir efendiden minnetle rica ettiği bir yardım ve yakarıştır.

Sığınma aynı zamanda insanlara Rabblerine itaat etmekten alıkoymak kötülük işlemelerini sağlamak için şeytanın askerlerini hazırlayıp etrafa saldığı durumlara da işaret etmekte ve böyle bir durumun varlığını teyit etmektedir. Yüce Allah insanların dikkatlerini bu durumu da çekmekte ve şöyle buyurmaktadır.

‘’Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek sizi, Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan men etmek ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?’’ (Maide 91)

O halde çeşitli yöntemlerle Müslümanların arasına kin ve düşmanlık sokmak, böylelikle onları birbirlerine düşürmek, Allah’ı anmalarına ve O’na itaat etmelerine engel olmak, kıldıkları namazlarda kalplerini Allah’a karşı huşu ve ürperti duymaktan uzaklaştırmak, namazı dünyevi meşgalelerle dolu bir şekilde kılmalarını sağlamak şeytanın Müslümanları aldatmak için kurduğu tuzakların en başında gelmektedir. Bu gibi durumlarda şeytanın kurduğu hile ve tuzaklardan kendini koruyabilmesi, onları boşa çıkarabilmesi için insanın, yüce yaratıcısına daha fazla ilgi duyması ve O’na daha çok sığınması gerekmektedir.

Yüce Allah’ı anma (zikir)

İnsan Allah’ı anmaktan gafil olmadığı Allah’ın zikriyle uyanık olduğu sürece şeytan ona hiçbir zarar veremez. Bu nedenle Allah’ı anma, şeytanın kışkırtma ve vesveselerine, hile ve tuzaklarına karşı insanı uyanık ve duyarlı kılan en etkin yoldur. Bu sayede insan, şeytanın tuzaklarına düşmekten kurtulur. Zira zikir, insanı gafletten uzaklaştırır Allah’ı hatırlamaya ve dikkatli davranmaya sevk eder. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurur:

‘’(Allah’tan) sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyi düşünürler (Allah’ı zikredip anarlar), sonra hemen bakarsın ki, görüp bilmişlerdir.’’(Araf 201)

Allah’tan gafil olan kimse, gafletinden uyanıp, Allah’ın vereceği cezayı elde edeceği sevabı düşündüğünde vesveseleri ile kalbinin etrafında dolaşan ve oraya sızmak için yollar arayan şeytana karşı mutlaka tedbirini alır. Dikkatli ve uyanık olan insan, şeytanın kolladığı fırsatlara kesinlikle meydan vermez.

Yüce Allah, şeytanların, başlarına musallat olup saptırdıkları ve kendilerine taraftar yaptıkları kimselerin durumunu şu ayetle açık bir şekilde anlatır:

‘’Şeytan onları sarıp kuşatmıştır; böylece onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın taraftarlarıdır. Dikkat edin, şüphesiz şeytanların taraftarları hüsrana uğrayanların ta kendileridir.’’ (Mücadele 19)

Dolayısı ile insanı, şeytanın kuşatmasından ve hâkimiyetinden kurtaran tek ve en keskin ilaç, içten gelerek huşu ile Yüce Allah’ı anmak ve O’nu tesbih etmektir. İnsanı Allah’a itaat etmekten alıkoyan ve ihmalkârlığa iten sebepler ancak Allah’ı anmakla ortadan kalkar. Buhari ve Müslim’in, Ebu Hureyre’den rivayet ettikleri bir hadiste; Allah Rasulu (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

‘’Birinizin uyumak istediğinde şeytan, o kişinin başucuna üç tane düğüm atar. Her düğümü atarken: ‘Geceler uzun, daha vakit var, uyu!’ der. Ama o kişi uyandığında hemen Allah’ı anarsa şeytanın attığı düğümlerin biri çözülür. Eğer kalkıp abdest alırsa diğer bir düğüm çözülür. Namaz kılarsa son düğümde çözülür. Böylece rahat bir şekilde sabahlar. Aksi halde uyuşuk ve tembel bir şekilde sabahlar.’’ (Buhari 46)

Şeytan uykuyu tatlı kılmak ve kişinin kalkmasını engellemek için ‘daha vakit var, biraz daha uyu!’ gibi vesveselerle insanı etkiler. Şeytanın bu tür vesveselerini yenmenin ve onları kendinden uzaklaştırmanın yolu, hemen Allah’ı anmak, kalkıp abdest almak ve namaz kılmaktır. Böylece insan, Rabbinin yardımı ile şeytana ve vesveselerine galip gelmenin sevincini yaşar, mutlu olur. Bu mutluluk, ona, gün boyunca şeytanın diğer vesveselerine ve kışkırtmalarını bertaraf etmek için moral verir ve gün boyu kendisini neşeli ve aktif hissetmesini sağlar. Ama eğer uykudan uyandığında hemen Allah’ı anmazsa şeytan ona galip gelir ve kalkıp abdest almasına ve namaz kılmasına engel olur. Bu durumda şeytan sadece bu galibiyetle yetinmez o insan, bütün gününü Allah’a itaatten uzak, neşesiz, tembel, mağlup ve başarısız bir şekilde tamamlayıncaya kadar defalarca ona vesvese verir ve azimle bu yönde çalışmalarını sürdürür. Bu insan, Allah’a yönelip bağışlanmayı dilemedikçe, kararlı ve ısrarlı bir şekilde yüce yaratıcısını anmadıkça şeytanın pençesinden kurtulamaz, onu mağlup edemez. İbn Kayyim, konu ile ilgili olarak şunları söyler: ‘’Şeytan gaflette olanları, Allah’ın zikrini unutturmakla mağlup ettiği gibi; kul da, şeytanı ancak Allah’ı zikretmekle mağlup edebilir.’’ (İbn Kayyim, Medaricu’s-salikin 424)

Hiç şüphesiz en üstün zikir çeşidi, Kur’an okumaktır. Zira Kur’an, sağlam bir zikir ve apaçık bir nurdur. O, insanı şeytanın vesvese ve kışkırtmalarından korur, aynı zamanda hastalıklı nefisler için bir şifa kaynağıdır. Özellikle Ayete’l Kürsi ve Bakara suresinin son ayetlerinin fazileti hakkında ve bu ayetlerin şeytana karşı tam bir korunma sağladığını haber veren birçok hadis vardır. Bakara suresinin tümünün okunması da şeytana ve vesveselerine karşı sağlam bir korunma aracıdır.

Müslim’in, Ebu Hureyre’den rivayet ettiği bir hadiste: Allah Rasulu (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

‘’Evlerinizi kabirlere çevirmeyin. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara suresinin okunduğu evden kaçıp uzaklaşır.’’ (Müslim 780)

 Yüce Allah, dürüst ve erdemli kullarını şeytanın kışkırtmalarından koruyacağına, onlar üzerinde hâkimiyet kurmasına izin vermeyeceğini bildirmiştir.

‘’Şüphesiz, senin, benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiçbir gücün yoktur.’’ (Hicr 42)

Yüce Allah’tan bizleri de bu kulları arasına almasını diliyoruz...                                                                                                     
SELAM VE DUA İLE
VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Haber var islah eder, haber var ifsad eder