Video Foto Galeri Yazarlar
26.5.2018 - Cumartesi

Muhyiddin Erkam

TEKRAR DİRİLİŞ VE KUDRETİN DELİLLERİ ( 2 )

9 Mayıs 2018 13:14
A
a
                          
TEKRAR DİRİLİŞ VE KUDRETİN DELİLLERİ ( 2 )

 
إِنَّ الْحَمْدَ لِلَّهِ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ وَنَعُوذُ بِاللهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِناَ وَمِنْ سَيِّئاَتِ أَعْمَالِناَ، مَنْ يَهْدِهِ اللهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هاَدِيَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.
أَمَّا بَعْد ُ: فَإِنَّ أَصْدَقَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللهِ وَخَيْرَ الْهَدْيِ هَدْيُ مُحَمَّدٍ (صلي الله عليه وسلم) وَشَرَّ الأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا وَكُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٍ وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٍ وَكُلَّ ضَلاَلَةٍ فِي النَّارٍ.

 
Kahr ve istilâsı ile tek olan, ebedîlik hakkını kendisinden başka kimseye vermeyen, takdir ettiği ölümle bütün mahlûkatı zelil eden; ölümü müttakiler için bir kurtuluş ve kendisiyle buluşma sebebi kılan; kıyamet gününe kadar kabri asiler için bir zindan ve dar bir hapis yapan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Zahirî (ve bâtınî; apaçık) nimetleri ihsan etmek, kahrıy-la intikam almak O'na mahsustur. Yerdekilerin ve gökteki-lerin şükrü; öncekilerin ve sonra gelenlerin hamdi O'nadır. Apaçık mucize ve delillerin sahibi Hz. Muhammed'e (s.a.v), onun âline ve ashabına ve bütün müslümanların üzerine salât ve selâm olsun.

Geçen yazımızın son kısmından hatırlanacağı üzere Tekrar diriliş ve onda vuku bulacak olan kudretin delillerinin birde bilimsel boyutu olduğundan bahsetmiş ve bu yazımızda bu boyutuyla kudretin delillerini inceleyeceğimizi ifade etmiştik. Ta ki aklımızla, kalbimizle itminana kavuşup bizi bekleyen hesap meydanında yüzleri ağaranlardan olabilelim inşallah.
Bu konuda Allah c.c Hacc suresinin 5.ayeti kerimesinde şöyle buyurmaktadır;

 
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلاً ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـٔاًۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍ

 “Ey insanlar ! Eğer öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz, (bilin ki) ne olduğunuzu size açıklamak için şüphesiz biz sizi topraktan, sonra nutfeden (spermadan) sonra bir alekadan (embriodan) sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkartırız, sonra sizi, olgunluk çağına erişmeniz için bırakırız. Bununla beraber kiminiz öldürülür, kiminiz de önceki bilgisinden sonra, hiçbir şey bilmemek üzere, ömrünün en fena zamanına ulaştırılır. Bir de yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat biz onun üzerine su indirdiğimiz zaman, harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler bitirir.”
(Hac - 5)
Elmalılı Hamdi Yazır Meali

İnsanın yaratılış aşamalarında ki Kudret delillerinin zikredildiği bu ayeti kerimenin Hacc suresinde olması ne kadar da manidardır. Zira bilindiği üzere hacc ibadeti kefenlenmiş kimselerin sanki öldükten sonra diriltilme anını ve mahşeri kalabalığı andıran fevkalade bir ibadettir. Bu nükteye temas ettikten sonra ayeti kerimenin ifade ettiği aşamaları hep birlikte inceleyelim;
 
Önce topraktan yaratılma ile başlanmış;
 
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَأٍ مَسْنُونٍۚ

 “Andolsun ki biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.”
(Hicr - 26)
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Hamdi Yazır ;
SALSÂL; "Ses veren yani vurulduğu zaman tıngırdayan, kuru pişmemiş çiğ çamur" ( ) dur ki, pişmiş olursa tuğla, kiremit gibi ses çıkaran kuru bir çamur olur. Çünkü Rahmân Sûresi'nde "Vurulduğunda testi gibi ses çıkaran kuru bir balçıktan..." (Rahmân, 55/14) buyurulmuştur.

HAME': Uzun süre su ile yumuşayıp bozulmuş cıvık kokar çamur, yani balçık demektir. Tekili ölçüsünde dir.

MESNÛN: Bunun açıklanmasında tefsirciler birkaç görüş nakletmektedirler;
1- İbnü Sikkît demiştir ki, Ebu Amr'i dinledim "mesnûn, bozulmuş demektir" diyordu. Bunun açıklamasında Ebu Haysem de demiştir ki, denilir ki "bozuldu", demektir. Ve buna delil "henüz bozulmamış" ki, bu kelime dan, yani "yol güzergâhına konulmuş" olmaktan alınmıştır. Çünkü böyle olan herhangi bir şey, bozulur.

2- Denilmiş ki, "mesnûn" sürtülmüş, kazınmış veya bilenmiş demektir ki, taşı taşa sürttükleri zaman "Taşı taşa sürttüm." deyiminden
Alınmıştır. Çünkü bileğiye ve sürtülürken ikisinin arasından çıkan kazıntıya denilir ve bu da kokar. Bundan dolayı bozulma ve kötü koku bunun da gereğidir.

3- Ebu Ubeyde demiştir ki, "mesnûn" dökülmüş demektir. " Suyu güzelce yüzüne döktü", denilir.

4- Sibaveyh demiştir ki, "mesnûn" bir şekil ve örnek üzere resimlenmiş demektir. Yüzün özel bir şekli olan den alınmıştır.<D> Ve herhangi bir şeyin sünneti deyimi de bu mânâdan alınmıştır ki, üzerine konmuş olan örneği demektir.

Önce salsâl, sonra da ondan özel bir şekilde kalıba dökülüp insan mayasını meydana getiren şekillenmiş, kara balçık yapılmış ve insan ondan düzgün bir şekilde yaratılmış demek olur. Ve şu halde salsâl, su ile karıştırıldıktan sonra süzülüp kuru çamur haline gelmiş bulunan, yeryüzünün rütubetsiz olan tamtakır durumunu gösteriyor ki, tabiat itibariyle bunda hayat düşünülemez. Ve bunun özellikle "salsâl" deyim i ile anlatılması, insanın, yeryüzünden bir tabiat eseri olarak ortaya çıkmasının mümkün olamayacağını tam bir açıklıkla anlatmak içindir.

Öyle ya, tamtakır bir kuru çamurun tabiatı, hayata ne kadar zıddır. Tabiata kalsa bunda, insan veya hayvan şöyle dursun, bir otun bitme imkânı bile yoktur. Fakat şu bir gerçektir ki, bundan insan yaratılmıştır. Bu ise doğrudan doğruya Allah Teâlâ'nın kudretinin sanatına, ilim ve hikmetine apaçık bir delildir. Tabiat, kendine bırakılınca hiç değişmemesi gerekirken Allah Teâlâ onu yumuşatıp değiştirerek bir balçık haline çevirmiş ve o balçığa sanat ve hikmeti ile öyle bir sünnet (ilâhî kanun) vermiştir ki bununla insan yaratılışı için ilâhî kanunun meydana geldiği maya ortaya çıkmıştır. Bundan dolayı diyebiliriz ki; " h ame-i mesnûn" insan tohumu olan spermadır. Gerçekten sperma her anlamıyla mesnûn, yani hem değişen, hem sürtülmüş, hem dökülmüş, hem de bir sünnet üzere tasvir edilmiş (şekillendirilmiş) bir balçıktır.

Bu izahtan sonra ayetin son kısmında ki " Bir de yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat biz onun üzerine su indirdiğimiz zaman, harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler bitirir." İfadede toprağın kupkuru hali başlangınçda ki rütübetsiz olan tamtakır duruma kabirde dönüleceğine bir işaret verdikten sonra şöyle denmiş oluyor ki başlangıçta kendisine vurulduğunda ses çıkartacak kadar boş ve kuru bir topraktan nasıl şekil aldırılmışsa sonunda ( kabirde ) aynen öyle çıkacak ki bunun misali yağmur ve otun misali gibidir. Evet yeryüzü kupkuru içinden hiçbir şey çıkacak bir görüntüde değil iken yağmur ile harekete geçip , kabararak bitkiler nasıl çıkıyorsa insanda işte böylelikle kabrinden diriltilecektir.

İnsanın aslı yani Âdem (a.s)'ın yaratılışı bu şekilde meydana gelmiş o topraktan yaratılmış ve Allah ona ruh üflemiştir. Bu gün bilim adamları da bu gerçeği dile getirmişlerdir. Buna yönelik çok geniş izahları okumak mümkündür. Bu şekilde Kur'an: insanın bir dizi genetik adaptasyonlardan geçtiğini iddia eden Darwin Evrim Teorisini reddetmektedir.

Hikmet yönünden de topraktan yaratılmaya bakacak olursak, Buzun suyun içinde eriyip kaybolması onun hammaddesinin su olduğunu nasıl ortaya koyuyorsa insanında toprakta erimesi onun aslının toprak olduğunun göstergelerinden dir.Zira bir plastik toprak içerisinde eriyip de asla kaybolmaz fosilleşmez. Kuran-ı kerimin  bizlere bildirdiğine göre İnsanoğlu dumansız ateşten yaratılan cinlere halef olarak ve yeryüzüne de Halife olarak onun toprağından ve suyundan yaratılmıştır. Bilindiği üzere Ateşte yükselme (kibir) Toprakta ise alçalma ve ezilme ve şekil alma ( Tevazu ) özelliği bulunmaktadır. Bu meyanda insanın topraktan yaratılması Yüce yaratıcıya karşı tevazu sahibi olması ve onun istediği şekilde şekil alması içindir. Fakat toprağın çeşitleri olduğu gibi insanlarda çeşitlidir. Kimisi serttir, kimisi yumuşak, kimisi cıvıktır, kimisi kurak, kimisi verimlidir kimisi çorak. Bu ilahi hikmetler toprağın özellikleridir. İşte öldükten sonra tekrar dirilmeyi inkâr edenler içinden kaylar çıkan topraklar gibidir ki kalpleri kuranın tabiriyle kayalar gibidir hatta ondan daha da serttir. Şu hakikatler üzerinde biraz düşünüp de araştıran akıl sahipleri Kuranın Allah c.c nün kitabı olduğunda asla şüphe etmezler. Çünkü o bütün bunları 1400 sene önceden peygamberin diliyle tebliğ ettirmiş ve bu güne kadar gelen diğer medeniyetlere karşıda müslümanlar bu hakikate inanıp onu savunmuşlardır.

Bundan sonra ki merhaleler ise Adem (a.s)'dan sonra ki insanların yaratılış merhalesini izah etmektedir. İnşallah onları da bir sonra ki yazımızda inceleyecek tekrar diriliş ve kudretin delillerine vakıf olmaya çalışacağız.

Sözlerimizin başı da sonu da Allah'a hamd etmektir. 
 
ELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN...
 
 
 
 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder