Video Foto Galeri Yazarlar
16.12.2017 - Cumartesi

Hayrun Nisa

Terk Edilen İki Emanet

Fatiha suresinin hemen yanında bulunan Bakara suresinin 2. Ayetinde “Kendisinde şüphenin olmadığı bu kitap, Allahtan korkanlar için yol göstericidir.” Buyurmaktadır. Ayetlerden anlaşılacağı üzere kur’an yol gösterici rehberdir. Fakat onun rehberliğinden istifade edebilmek için onu anlamak ve ona uymak gerekmektedir. Nitekim doğru yolun ne olduğunu bilmek kadar onu takib ...

21 Kasım 2017 14:36
A
a

Bismillahirrahmanirrahim

Hamd Göklerin ve Yerin Rabbi, Rahman, Rahim, Din günün sahibi Yarattıkları üzerinde mutlak tasarruf yetkisine sahip Allah Azze ve Celle ye Mahsustur. Salat ve selam Müminlerin önderi,Yaşayan Kur’an Hz.Muhammed (s.a.v)’e aline, ashabına ve onları takip eden Müminlerin üzerine olsun inşallah.

Şu eşsiz kainat nizamı içerisinde Allah c.c insanı en üstün surette yarattığını Tin suresi 4.Ayet-i kerimesinde”Gerçekten de biz, insanı, en güzel bir sûrete sâhip olarak yarattık.”buyruğu ile bildirmektedir. Allah c.c. en güzel surette yarattığını bildirdiği insan oğlundan Ruhlar aleminde kendisinden başka Rab tanımayacağına dair bir söz almış “Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir. “(Araf 172)ve onu yeryüzüne  vermiş olduğu sözün gerektirdiği hayatı yaşayıp yaşamama konusunda imtihan etmek suretiyle göndermiş ve bu noktadan sonra insanoğlunun  hayat serüveni başlamıştır..Her şeyi bir hikmet ve gaye uğrunda yaratan Allah c.c  insanı da imtihan etmek gayesiyle yaratmış, yeryüzüne göndermiş ve ona bir hayat bahşetmiştir. Nitekim Allah c.c.”O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.”  (Mülk 2)buyurmaktadır. Ancak insanın yaratılması, ona bir hayat bahşedilmesi ne kadar tabi bir durumsa ,bahşedilen o hayatın Allahın takdir ettiği zamanda elinden bir gün mutlaka alınacak olması da o kadar tabi bir durumdur.”De ki: «Size tayin edilmiş olan ölüm meleği canınızı alacak, sonra döndürülüp Rabbinize götürüleceksiniz!» (secde 11) ve “Her nefis ölümü tadıcıdır.” (Ali İmran 185) Ayeti kerimeleriyle bu hakikat gözlerimizin önüne serilmektedir.Ve insanı ölümle birlikte bir daha dönüşün mümkün olmadığı hiç bitmeyecek olan cennet yada cehennem olmak üzere iki akibetten biri beklemektedir.Bu açıdan bakıldığında insanoğlunun hayatı bir yolculuğu anımsatmaktadır sanki bizlere.İnsan Hayat ile Ölüm arasında yolculuk yapmaktadır.Fakat bu öyle bir yolculuk ki, bu yolculuk ta seçmiş olduğu yol onun ölümden sonraki ebedi hayatını belirleyecektir.Yani insan dünya hayatındaki bu yolculuğundan hesaba çekilecek ve bu hesap sonunda ebedi hayatı belirlenecektir. Bu hakikatleri düşündüğümüzde hayat yolculuğunun ebedi saadet yurdu, bitmez tükenmez nimetlerin bulunduğu Cennetle sonuçlanmasını isteyen insanın, arzuladığı sonuca varabilmesi için doğru istikametin ne olduğunu öğrenmesi ve ölene kadarda o istikamette adımlarını atması gerekmektedir. Nasıl ki kişi, daha önce hiç gitmediği bir yere gitmek istediği takdirde, kendisine yolu gösterecek bir takım tabela yahut navigasyon cihazı ve buna benzer araç ve gereçlere ihtiyaç duyuyor ve varmak istediği yere kadarda, yanlış yollara sapma endişesiyle yolu tarif eden o cihazların göstermiş olduğu istikametten sapmıyorsa, insanında hayat yolculuğunda kendisine doğru istikameti gösterecek bir tabelaya ,yönünü bulmasına yardımcı olacak bir pusulaya ve dosdoğru yol üzerinde gitmesine yardımcı olacak bir rehbere ihtiyacı vardır.Ve işte insana yolunu gösterecek, doğru istikamete iletecek tabelası,hiç kuşkusuz Allah c.c’nun  nazil etmiş olduğu, Furkan (Hak ile batılı ayıran)ismini verdiği, çeşitli ayetlerinde insanlar için bir öğüt ve rahmet olduğunu bildirdiği Kur’an-ı Kerim olacaktır.Nitekim Allah c.c şöyle buyurmaktadır.”-Şüphesiz, bu Kur’an, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü’minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir.” (isra 9).Ve yine her namazda okumuş olduğumuz Fatiha suresinde”Bizidosdoru yola (sıratı mustakime) ilet” (Fatiha 7)diye istekde bulunuyoruz Allah cc dan.AllahAzze ve Celle de sanki bu isteğimize cevaben Fatiha suresinin hemen yanında bulunan Bakara suresinin 2. Ayetinde “Kendisinde şüphenin olmadığı bu kitap, Allahtan korkanlar için yol göstericidir.” Buyurmaktadır. Ayetlerden anlaşılacağı üzere kur’an yol gösterici rehberdir.Fakat onun rehberliğinden istifade edebilmek için onu anlamak ve ona uymak gerekmektedir.Nitekim doğru yolun ne olduğunu bilmek kadar onu takib edebilmekte önemlidir.

Allah c.c Bakara suresi 2. Ayette, “(Takva sahipleri için ) Allahtan korkanlar için yol göstericidir” buyurmaktadır ki ondan ancak Allah c.c dan hakkıyla korkan kimse öğüt alacaktır.”Ancak Allahtan korkan kimse için bir öğüt olarak indirdik.”(Taha 3) Takva;korkmak sakınmak, kişinin korktuğu şey ile arasına engel koymasıdır. Allah cc ın azabını hak etmekten, rızasını kaybetmekten korkan bir insanda Allah cc ın kitabını, nelerden razı hangi amelleri sever, nelerden de razı değil hangi amelde bulunanlara gazabeder bunları öğrenmek için okur ve emrettiklerini yapmak,yasakladıklarından  da kaçınmak için hayatında mücadele verirse kitabın göstermiş olduğu doğru istikamet üzere olur. kuran ancak bu şekilde Allahtan korkarak kendisine uyan kişiyi doğru istikamete iletecektir.Allah c.c şöyle buyurmaktadır.”Bu (kuran) insanlar için bir açıklama, Allahtan korkanlar için doğru yolu gösterme ve bir öğüttür.”(Ali İmran 138)Yani kuran ona tutunan insanları doğru yolda tutacaktır.

Kuran’ın insanları doğru yolda tutmasının misali, dalına tutunmuş yaprağın misali gibidir.Rüzgar ne kadar sert eserse essin, yaprak dalına tutunduğu müddetçe onu estiği istikamete doğru savuramayacaktır.Ne zamanki tutunduğu dalı bırakırsa, rüzgar onu estiği yöne doru sürükleyecektir.İnsanda kendisini cehenneme itecek olan şeylerin rüzgarından, tutunması gereken kurana sımsıkı sarılmakla ancak kurtulacaktır.Nitekim Allah Azze ve celle “Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ehlinizi koruyun.” Buyurmaktadır.Bu sebeple Allah c.c kitabını insanları uyarmak için göndermiş, insanların onun ayetleri üzerinde düşünmelerini,ondan öğüt almaları gerektiğini beyan etmiştir.”Hayır hayır ,o kuran kuşkusuz bir öğüttür.Dileyen onu düşünür.”(Müddesir 54/55) ve “Bu diri olanları uyarmak ve kafirlere de azap sözünün hak olması içindir.”Buyurmaktadır.

Allah c.c.’ı razı etmek isteyen bir insan ondaki öğütlere uyarı ve ikazlara kulak vermeli ve gereğini de yerine getirmelidir.

Allah c.c nazil etmiş olduğu kitabında kendisinden başka ilah olmadığına dair insanları uyarmış,yalnızca kendisine ait olan uluhiyete ait  yetkilerin başkalarına isnat edilmemesi konusunda insanlara ayetlerini açık bir şekilde bildirmiştir.”Bu kuran kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın Ancak bir tek İlah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye gönderilmiş bir tebliğdir.”(İbrahim 52) ve “Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. O’ndan başka ilâh yoktur. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir. (Bakara 163) Buyurmaktadır.Ve yine baktığımızda kuran kendisine uyanları,onunla amel edenleri,onda emredilenleri yapıp,yasaklananlardan kaçınanları, Allahın razı olmadığı inançların,anlayışların,uydurulmuş bidatlerin,çıkarılmış hurafelerin,şeytanın gösterdiği istikamet olan batıl yolların ve tüm cahiliye yaşantılarının karanlığından,islamın ve imanın yani sırat-ı mustakım’in (dosdoğru yolun)aydınlığına çıkaracaktır.AllahAzze ve Celle:”Elif LamRa. Bu Kuran öyle büyük bir kitaptır ki,insanları Rabbinin izniyle karanlıklardan aydınlığa,her şeye galip ve hamde layık olan Allah’ın yoluna çıkarman için onu sana indirdik.”buyurmaktadır.

Aynı zamanda Allah c.c. göndermiş olduğu kitabın,insanların ihtilaf ettikleri,anlaşmazlığa düştükleri meselelerinde de onlara  yol gösterici olduğunu beyanla şöyle buyurmaktadır:”Ey Rasulüm. Biz sana bu kitabı(kuranı) sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklaman için ve iman edecek topluma bir hidayet ve rahmet olsun diye indirdik.”

Allah c.c insanların hem dünyada hem ahirette huzur ve saadete erebilmeleri için onlara nazil etmiş olduğu kitaba uymayı emretmiş, Ayetleriyle insanları uyarmış ,emirlerine uymaya yasakladıklarından kaçınmaya davet emiş,bu davete icabet edenlere mükafat vaat ettiği gibi ,icabet etmeyip yüz çevirenlere de azabı vaat etmiştir.NitekimAllhazze ve celle kitabı keriminde şöyle buyurmaktadır.”Rablerinin emrine uyanlar için mükâfatın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır! (Rad 18)ve yine başka bir ayeti kerimesinde ise “Onu dosdoğru bir kitap olarak indirdi ki katından gelecek şiddetli azaba karşı insanları uyarsın ve yararlı işler yapan müminlere kendileri için güzel bir mükafat bulunduğunu müjdelesin.”(Kehf 2)

Ve yine Allah c.c çeşitli Ayeti kerimelerinde insanları,bu hayatın sonunda bir hesabın beklediğini bildirerek onları ikaz etmiştir.”Kendine kınayan (pişmanlık duyan)nefse yemin ederim (diriltilip hesaba çekileceksiniz)”(Kıyamet 2) “Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?”(Müminun 115) Allah c.c insanlara ayetleriyle bu hakikatleri bildiriyor ki batıl yollara sapmaktan kaçınıp Allahc.c’ın dosdoğru yolu sırat-mustakim üzere olsunlar.

“İşte bu benim dosdoğru yolumdur.Ona uyun başka yollara uymayın ki sonra sizi onun yolundan saptırır.”(Enam 153)

“İşte Rabbinin dosdoğru yolu budur.Şüphesiz biz,hatırlayıp ibret alan bir kavim için ayetleri geniş bir şekilde açıkladık.”(Enam 126)

“Allah, kelâmının en güzelini, âyetleri birbirine benzer ve ikişer ikişer olarak bir kitap halinde indirdi. Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir, sonra derileri ve kalbleri Allah’ın zikrine yumuşar. O (Kur’an) Allah’ın bir hidâyet rehberidir, onunla dilediğini hidâyete kavuşturur ve her kimi ki, Allah dalâlete düşürür, artık onun için bir hidayet edici yoktur.” (Zümer 23)

Allah c.c yol gösterici ,hidayet rehberi kitabı keriminde birde onun sevgisinin nasıl kazanılacağınıda bizlere göstermektedir.(Rasûlüm), şöyle de: “-Eğer siz Allah’ı seviyorsanız, hemen bana uyun ki, Allah da sizleri sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Zira Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”(Ali İmran 31) Nitekim kişinin Allah c.c sevmesinin yanı sıra Allah c.c.’ın o kişiyi sevmesi öanemlidir ve Allah c.c. da sevgisini kazanabilmeyi buna layık olabilmeyi gönderdiği peygambere tabi olmaya,ona uymaya bağlamıştır.

İnsanlık tarihine bakıldığında hayatın peygamberle başladığı görülür.çünkü bir elçi olmadan dinin anlaşılması ve uygulanması mümkün değildir.Bu yüzden her ümmete yol gösterici olarak bir elçi gönderilmiştir.Allahc.c’ı sevmenin göstergeside gönderdiği o elçiye uymaktır.”Kim Rasulullah’a itaat ederse gerçekte Allaha itaatetmiş olur.”(Nisa80)ayetinin gereği olarak insan peygambere itaat etmekle gerçekte Allaha itaat etmiş olduğunu ortaya koymaktadır.

Allah c.c peygambere itaati farz kılmıştır.”Allaha itaat edin,peygambere itaat edin..”(Nisa 59)Nitekim peygamberler Allaha kulluk yapmak isteyen insanlar için kendi cinslerinden olmaları hasabiyle bizzat örnek ve önder kimselerdir.”Andolsun, sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır. “ (Ahzap 21) Bu açıdan, insanlar peygamberi örnek ve önder edinmelidirler ki peygamberler insanlara dünya ve ahiret meseleleriyle ilgili bütün hususları öğretmişlerdir.Allah c.c insanlara yalnızca kitapla amel etmeyi de emredebilirdi ancak bunun yanı sıra birde bizzat onu yaşayan halini bizlere göndermiştir ki buda Allah c.cın insanlara bir Lutfudur.

Allah c.c sevdiğini iddia eden bir insanında peygambere uymaktan başka bir yolu yoktur.Zira iddialar ispat ister ve Allah c.c da kendisini sevdiğini iddia eden insanları  gönderdiği Rasule itaate çağırarak onlardan ispat istemiştir.Bizlerde Allah c.c’ı sevdiğimizi söylüyorsak Rasulullah’a uyup,onu takip edip,arkasından gideceğiz.

Rasulü takip etmek demekse şudur.Karda yürüyen bir adam düşünün ki, o karın üzerinde ayak izleri bırakır.Rasulün arkasından gitmek demek karın üzerinde bıraktığı izlerin tam üzerine basmak demektir.Arkasından gittiğini söyleyip onun kar üzerinde bıraktığı izlere basmayıp farklı izler çıkarmak ise onun yolunu takip etmek demek değil farklı yollar çizmektir.Bizler Allah azze ve celleyi sevdiğimizi iddia ediyor ve Allah c.c’ındabizi sevmesini istiyorsak yapmamız gereken farklı yollar çizmek değil,Rasulün çizdiği yolda ilerlemektir.Dikkat edersek Allah c.c ayette “..Rasule uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın..” buyurmakta.Yani ayetten şunu anlıyoruz ki peygambere uyulmadığı takdirde Allah c.c’ın o kişiyi sevmeyeceği ve bağışlamayacağı gerçeği karşımıza çıkmaktadır.

“Rasul size neyi verdiyse onu alın neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allahtan korkun.”(Haşr 7) yine Yasin suresinde Allah c.c  şöyle buyurmaktadır.” Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki, sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.”  Okuduğu her Fatiha da Rabbinden kendisini doğru yola iletmesini isteyen insanın Rasulün izinden ayrılmaya kalbinde niyetinin olması yada o yola hiç girmemek niyetiyle yaşaması bu isteğinde samimiyetsiz olduğunu göstermektedir.Tek doğru yol vardır oda Allah Rasulünün ve ashabının yoludur.Dosdoğru yol üzere olmak isteyen insan içinde o yolda olan peygambere uymaktan başka çare yoktur.Peygambere uymak demek yalnızca birkaç sünneti seniyyesini yerine getirmek değildir.İtikadında,amelinde ve hayatında Allah Rasulünü takip edenler emin olabilirler ki dosdoğru yol üzerindedirler.

Allah Rasulü veda hutbesinde şöyle buyurmaktadır.”Size iki emanet bırakıyorum onlara uyduğunuz müddetçe doğru yolunuzu şaşırmazsınız.Birincisi Allah’ın kitabı ikincisi ise benim sünnetimdir.”Bu hadisin ışığında günümüz insan topluluklarının bir çoğunun hayatlarında tuttukları istikamete bakıldığında eğer hayatlarına yön veren Allahın kitabı  ve rasulünün sünneti değilde kendi arzu ve istekleri nefsi ve ihtiraslarıysa maalesef üzülerek belirtiyorum ki bu tutum Allah Rasulünün emanet olarak bıraktıklarının terk edildiğinin göstergesidir.

Allah Azze ve Celle bizlere bunun farkına varabilmeyi ve kuran ve sünnete sımsıkı sarılabilmeyi nasip eylesin… AMİN..

RABBİM HAKKI HAK BİLİP HAKKA SARILAN. BATILI BATIL BİLİP ONDAN UZAKLAŞAN KULLARINDAN OLMAYI NABİP EYLESİN..

Bu Makale Ebrarmedya.Com 'dan alınmıştır.


Haber var islah eder, haber var ifsad eder