Video Foto Galeri Yazarlar
24.9.2018 - Pazartesi

Vuslat YAKIN

YA GÜNEŞ BATIDAN DOĞARSA?

“Gökleri ve yeri hak olarak yaratmıştır. Geceyi gündüze örter, gündüzü de geceye dolar. Güneşi ve ayıda musahhar kılmıştır. Her biri belirli bir süreye kadar akıp gitmektedir. İyi bilin ki O Aziz’dir Gafur’dur” (Zümer Suresi 5.Ayet)

5 Nisan 2018 17:42
A
a
BİSMİLLAHİRRAHMENİRRAHİM
YA GÜNEŞ BATIDAN DOĞARSA?
              Hamd yerlerin göklerin yaratıcısı, yoktan vareden, yarattıklarını yönetmeye yegâne hak sahibi, Allah azze ve celle’ye mahsustur. O’na daima hamd eder ve O’ndan bağışlanma dileriz.
             
              Âlemlere rahmet uyarıcı ve müjdeci kılıç peygamberi son nebi Hz. Muhammed (s.a.v)’ e, aline, ashabına ve O’nun yolunda giden izini takip eden tüm müminlerin üzerine salat ve selam olsun.
             
              Mekke müşriklerinin bir türlü anlamadığı ve kabullenmediği Allah azze ve celle’nin “Gökte de ilah yerde de tek ilah” olduğu gerçeğidir. Peygamberlerin çağrısı olan tevhid kelimesinin manası da budur. Zaten, yerde ve gökte Allah’tan başka ilah olmadığı gerçeği, Allah (c.c)’nun tek ilah olduğunu insanın gözünün önünde olan somut varlıklarla ispatlamaktadır. İnsan kâinattaki varlıklara baktığında şu hakikatle karşılaşır ki oda “Allah yarattıkları üzerinde yegâne hâkimiyet ve egemenliğe sahip” olandır. Yani yegâne hüküm koyandır.
“Bizim rabbimiz göklerin ve yerin rabbidir. Biz O’ndan başkasına ilah demeyiz. Böyle yaparsak saçma sapan konuşmuş oluruz.” (Kehf Suresi 14.Ayet)                 
              Mümin olabilmek tevhidi bu şekilde anlamakla mümkündür. Gökleri ve yeri birleştirenler kurtuluşa erenlerdir.
“Gökleri ve yeri hak olarak yaratmıştır. Geceyi gündüze örter, gündüzü de geceye dolar. Güneşi ve ayıda musahhar kılmıştır. Her biri belirli bir süreye kadar akıp gitmektedir. İyi bilin ki O Aziz’dir Gafur’dur” (Zümer Suresi 5.Ayet)
Allah (c.c) göklerin - yerin ve ikisi arasında bulunanların yaratıcısı olduğunu, mülkün sahibi, mülkte tasarruf sahibi olduğunu haber veriyor. Güneş ve ay O’nun koyduğu kanunla yörüngelerinde akıp gidiyor. Her ikiside yüce Allah (c.c)’nun emrine boyun eğmiştir. Hiç kimse onların ikisine hükmettiğini iddia edemez.
          
            “Gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip onunla ağaçlarını sizin bitiremeyeceğiniz. Gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? (Nahl Suresi 60.Ayet)  
“İşte Rabbiniz olan Allah budur. Mülk (mutlak hâkimiyet) yalnız O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?” (Zümer Suresi 6.Ayet)
           
             İşte ilah ve Rab O’dur ki yaratır, güneşe ve aya hükmeder. Gece ve gündüzü birbiri ardınca döndürür. Yağmuru yağdırır bu suyla topraktan bitkiler meydana getirir…
           
            Var mı Allah’u Teâlâ’dan başka bütün bunlara gücü yetebilecek olan? YOK! 
O zaman Allah’tan başka itaat edilecek ibadet edilecek üzerimizde sözü geçecek ilah da yok demektir. Zira yaratan kimse, ilah (kanun koyan) odur.
Şu ayeti kerimede, yaratma ve emretme arasındaki bağı net bir şekilde ortaya koymaktadır. “Dikkat edin yaratmakta hükmetmekte Allah’a aittir.” (Araf Suresi 54.Ayet) Bu gerçeği çok iyi anlamış olan ve bunu kavmine karşı haykıran Habib b. Neccar bu hakikati şöyle dile getirmiş: “ Ben niçin beni yaratana kulluk etmeyecekmişim ki? Hâlbuki hepiniz O’na döndürüleceksiniz.” (Yasin Suresi 22.Ayet) Yaratan ancak ilahtır. Kullukta O’na yapılır.
           
              Abdullah ibn Mesut’tan rivayet edildiğine göre o şöyle anlatır. “Ey Allah’ın elçisi günahların hangisi en büyüktür? Diye sordum. ‘ Seni yaratmış olduğu halde Allah’a denk (eş) koşmandır.’ Buyurdu. >> Buhari-Müslim
           
            Yaratmayı Allah’a has kıldığımız gibi yönetmeyi de O’na has kılmadığımız sürece gerçek mümin olamayız. Geçmişten günümüze Allah’u Teâlâ’ya yaratma konusunda değil ama emretme yönetme noktasında şirk koşulduğunu görmekteyiz. Mekke dönemindeki müşriklere de baktığımızda onlar Allah’ı inkâr eden bir toplum değildi. Bilakis Allah’a inanan yaratmayı Allah’a has kılan bir toplumdu. Onları müşrik yapan ise hâkimiyeti kanun koyma yetkisini kendilerinde görmeleri idi. Dâru’n-nedve adındaki meclislerinde Ebu Cehil gibi kendisine yetki verilen kimseler kanun çıkartır. Helali haramı (yasak ve serbest) belirlerdi. Halkta buna uyardı. İşte onları müşrik yapan gökyüzünün hâkimiyetini Allah’a verdikleri gibi yeryüzündeki hâkimiyeti Allah’a vermemeleriydi.
“Andolsun onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan şüphesiz “Allah” derler. O halde nasıl (Allah’a kulluktan) çevriliyorlar?” (Zuhruf Suresi 87.Ayet)
“Deki eğer biliyorsanız söyleyin yeryüzü ve yeryüzünde bulunanlar kimindir? Allah’ındır diyecekler. O halde siz hiç düşünmez misiniz? Yedi göğün Rabbi ve o yüce Arşın Rabbi kimdir de? Allah’tır diyecekler. Öyleyse siz hiç O’ndan korkmaz mısınız de.” (Müminun Suresi 84-87.Ayet)
           
             Ayetlerde görüldüğü gibi onlar Allah’ı inkâr etmiyorlar, aksine kendilerine sorulan bu sorulara hep Allah diye cevap veriyorlar. O günde ve bugünde mülkün sahibi Allah’tır deniliyor fakat mülkünde, Allah (c.c)’ın sözünün geçmesine izin verilmiyor. Göz kapaklarına bile hâkim olamayanlar, insanlar üzerinde hâkimiyet kurmaya kalkışıyor. En üzücü taraf ise kimsenin buna sesi çıkmıyor. Hakikati görmek için birilerinin çıkıp da firavun gibi ben sizin rabbinizim demesi mi gerekiyor. Yaratmayı Allah’a has kılmakla iman ettik mi sanıyoruz? Peki, yaratmayı Allah’u Teâlâ yapıyor da üzerimizde kimin dediği oluyor? Helal ve haram sınırlarımızı kim çiziyor?
           
            Gökyüzünün hâkimi kim ise yeryüzünün de hâkimi O’dur. Yani Allah azze ve celle Gökte de tek ilahtır yerde de ilahtır.
            Şimdi şöyle diyen olursa “Bizde Allah’tan Başka ilah var demiyoruz ki elbette O’ndan başka ilah yok” Ben derim ki gelin şu hadisi şerif ışığında bir tahlil yapalım.
           
            Adiy bin hatem diyor ki: “Ben Rasulullah’ın yanına gittim. Boynumda altından bir haç bulunuyordu. Bana dedi ki “Ey Adiy bu putu çıkarıp at.” Ben onu tevbe suresinin “Onlar hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu Mesih’i Allah’tan başka rabler edindiler.” Ayetini okuduğunu işittim. Dedim ki “Ey Muhammed biz onlara ibadet etmiyorduk ki: Rasulullah’da buyurdu ki “Dikkat edin Yahudi ve Hristiyanlar din adamlarına tapmıyorlardı. Fakat onlara hahamları ve rahipleri bir şeyi helal kılınca onu helal sayıyorlardı, bir şeyi haram kılınca da onu haram sayıyorlardı. TİRMİZİ   (İşte bu durum onları rab edinmektir.)
           
            Hakikat böylesine net bir şekilde ortadayken hala bunları görmezden mi geleceğiz. Üzerinde düşünmeyecek miyiz? Allah’u Teâlâ’nın her türlü nimetinden istifade ederken akıl nimetini kullanmayacak mıyız? Kâinat ve Kur’an-ı Kerim bütün açıklığıyla ortadayken yarın Allah azze ve celle’ye karşı sunacağımız geçerli bir mazeretimizde olmayacak.
           
            Bu verilen süre muhakkak bir gün son bulacak. Ve insan rabbinin huzuruna hesap için çıkacaktır. İşte o an vay halimize.
            “Allah’tan geri çevrilmesi imkânsız bir gün gelmeden evvel rabbinize icabet edin. O gün hiçbiriniz için sığınılacak bir yer yoktur. İnkârda edemezsiniz.” (Şura Suresi 47.Ayet)  
           
            Gelmesinde şüphe olmayan hiçbir gücün engelleyemeyeceği ve geciktiremeyeceği o gün gelmeden önce Allah’u Teâlâ’yı tek ilah ve rab kabul etmeyen O’na teslim olmayan kimseler için o gün hiçbir sığınma yeri olmayacak. İnsan kaçacak yer bulamayacak ve insan o gün yaptıklarını inkârda edemeyecek. O halde Allah azze ve celle’ye “Galu bela” diyerek, vermiş olduğumuz ahde, vefa göstermek ve İslam davasını omuzlamak için daha ne bekliyoruz.
           
            Küfür ehli İslam güneşini söndürme mücadelesi verirken birileri Allah’ın ilahlık makamına göz dikmişken hala geçici hevesler peşinde mi koşacağız?
          
            Ey insan hiç düşünmez misinki heva ve hevesin peşinde koşarken geçim mücadelesi verirken, dünyalıklara dalmış oyalanırken, ahdini unutmuş bir haldeyken, içine gömüldüğün cahiliye karanlığından İslam’ın aydınlığına çıkmadan, işlediğin onca günahlara tevbe edemeden Ya güneş batıdan doğarsa!
           
            O zaman halin nice olur? Ki o zaman iman edenin imanı, tevbe edenin tevbesi kabul edilmeyecek.     
ELHAMDULİLLAH
 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder