Video Foto Galeri Yazarlar
16.12.2017 - Cumartesi

Muhyiddin Erkam

YÜKLENİLEN EMANET (3. SON BÖLÜM)

Bundan sonra bil ki emaneten sahip olduğun her şey yüce Allah'ın rızası doğrultusunda sevk edeceğin ve ihtiyacın kadarıyla da kendilerinden izin verildiği şekilde istifade edebileceğin ilahi bir lutuftur.

22 Kasım 2017 13:16
A
a
إِنَّ الْحَمْدَ لِلَّهِ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ وَنَعُوذُ بِاللهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِناَ وَمِنْ سَيِّئاَتِ أَعْمَالِناَ، مَنْ يَهْدِهِ اللهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هاَدِيَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ

Kahr ve istilâsı ile tek olan, ebedîlik hakkını kendisinden başka kimseye vermeyen, takdir ettiği ölümle bütün mahlûkatı zelil eden; ölümü müttakiler için bir kurtuluş ve kendisiyle buluşma sebebi kılan; kıyamet gününe kadar kabri asiler için bir zindan ve dar bir hapis yapan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Zahirî (ve bâtınî; apaçık) nimetleri ihsan etmek, kahrıy-la intikam almak O'na mahsustur. Yerdekilerin ve gökteki-lerin şükrü; öncekilerin ve sonra gelenlerin hamdi O'nadır. Apaçık mucize ve delillerin sahibi Hz. Muhammed'e (s.a.v), onun âline ve ashabına ve bütün müslümanların üzerine salât ve selâm olsun.
Geçen yazımızdan hatırlanacağı üzere;

Kelime-i tevhidi kalp ile tasdik dil ile ikrar eden her mükellef için ihtiyar(seçme hürriyeti ve irade ) ortadan kalmış artık tekvini kanunlara boyun eğen diğer eşya gibi Allah cc şeriati çerçevesinde ızdırari hükümlerin altına girmiş demektir.İmtihan gereği bizlere bahşedilmiş olan ihtiyarın( seçme hürriyeti ve iradenin ) Yalnız Allah'a devir ve teslim edilmesine islam kulluk olarak ifade etmiştir demiştik.

Üzerimizde taşınması ağır yük olan Emanet; Şehadet ile seçme hürriyeti ve iradeyi ortadan kaldıran tekvini kanunları eşya üzerinde hakim kılan Allah'ın Teşri (şeriat) kanunlarına itirazsız bir şekilde teslim olmak demektir.İşte bu şuurun kendisinde hakim olduğu bedenler mümin(iman eden) ve bedenlerinde Allah'tan başkasına söz hakkı tanımayanlar ise müslim( teslim olan) kişilerdir.

Bundan sonra bil ki emaneten sahip olduğun her şey yüce Allah'ın rızası doğrultusunda sevk edeceğin ve ihtiyacın kadarıyla da kendilerinden izin verildiği şekilde istifade edebileceğin ilahi bir lutuftur.


يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ كُلُوا مِمَّا فِي الْاَرْضِ حَـلَالاً طَـيِّباًۘ وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِۜ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪

Ey İnsanlar! Yeryüzündeki temiz ve helal şeylerden yiyin, şeytana ayak uydurmayın, zira o sizin için apaçık bir düşmandır. (Bakara - 168)

İşte bu nurun kalbine girdiği ve çepeçevre kuşattığı müminler yeryüzünde hakkın şahitleri ve hakikatin temsilcileri olma şerefine nail olmuş ve yeryüzünde Allah adına onun komutasında hareket etmesi gereken bir ordu şeklini almış ve Allah'ın sistemini yeryüzüne hakim kılmak adına göreve atılmış kimselerdir. Omuzladıkları vazife insanları kula kulluktan kurtarıp hakka davet ve Allah'ın düşmanlarının çıkardıkları fitneyi yeryüzünden berteraf etmektir.


وَقَاتِلُوهُمْ حَتّٰى لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدّ۪ينُ لِلّٰهِۜ فَاِنِ انْتَهَوْا فَلَا عُدْوَانَ اِلَّا عَلَى الظَّالِم۪ينَ

Fitne tamamen yok edilinceye ve din (kulluk) de yalnız Allah için oluncaya(Tevhid) kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur.

Kendini tesbih ve takdis eden meleklere yeryüzünde bir halife( kendi adına hareket ettiren) bir varlık yaratacağını haber veren ve onların taaccubuna ilim farkıyla cevap verdiren Allah'ın muradı ilahisini kavrayarak, mülkü sahibinin istediği şekilde imar edecek ve malikul-mulk sıfatına boyun eğdirecek yeryüzünün bütün müstekpirleriyle cihad ederek ilahi emirleri ikmal ettirecek bir sorumluluktur emanet.

Fitne dün peygamber (a.s)'in döneminde nasıl hakimse , Nasıl ki yeryüzü fesadın karanlıkları içinde boğulmuş ve insanlık adalet ile hükmedecek bir sisteme muhtaç ise işte bugünde fitne yeryüzünün bütün topraklarına çeşitli sistemlerle hakim, insanlık onun çıkardığı ve yaydığı fesadın içinde boğulmuş ve kanları akan , ırzlarına göz konan vatanlarından ve yurtlarından sırf inançları sebebiyle çıkartılmak için başlarına bombalar yağan mazlum ümmetim de adaletin kendisi olan islama, onun hakim kılınmasına muhtaç bir vaziyette ilahi kudretin lehlerine tecellisini beklemektedir.
Peki şimdi bunu kim yapacak yeryüzünde, kimin bu sorunlarla uğraşması gerektiğini ortaya koyacağız neme lazımcı şehadetçilerin önüne...

Evet sen ey Allah'tan başka ilah'ın olmadığına şahitlik ettiğini iddia eden kimse bu vazife bu sorumluluk bilki göklerin,yerlerin ve dağların yüklenmekten çekindiği ondan endişeye düştüğü hatta dağların haşyetullahtan paramparça olduğu bu vazife senin cahilliğin ve zalimliğine bırakılmış omuzlarına yüklenmiştir. Evet sana sesleniyorum başka yere bakma laflarımla seni kast ediyorum sen değil misin cennette ebedi nimetleri isteyen , sen değil misin liva hamd sancağının arkasında diriltilmek isteyen ve yine sen değil misin şehadet ettiğini söyleyen o zaman bil ki ya dilsiz şeytan olacaksın yada bu zulme kitabın eşliğinde peygamber ve ashabı gibi yiğitçe baş kaldıracaksın.


اِنَّا عَرَضْنَا الْاَمَانَةَ عَلَى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَاَبَيْنَ اَنْ يَحْمِلْنَهَا وَاَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْاِنْسَانُۜ اِنَّهُ كَانَ ظَلُوماً جَهُولاًۙ

Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir. (Ahzâb - 72)

Bize yardım et Allah'ım vurdum duymaz ümmete seyretmekten başka, klavye arkasında yazmaktan başka, bir iki eser okumaktan başka, kendi meclisinde ahkam kesmekten başka cihadı olmayan şu zavallı cahillere sorumluluğunun derdine sahip olamamış yüreği parçalanmayan şu zavallı zalim bizlere yardım et!

Ümmetim gökteki yıldızlar gibidir hangisine baksanız doğru yolu bulursunuz diyen nebi (as)'in bu mübarek sözleriyle ne kadar amel ettik. Evet onlar küfrün karanlıkları arasında parlayan ve hala bakanlar için yol gösteren bu ümmetin seçilmiş ve övülmüş birer kandilleriydiler. Onları takip etmekten onların gösterdiği yolda yürümekten anlayışımız eğer onların hayatlarından kıssalar nakletmekle etrafında ki üç beş adamı etkilemekteyse cihad, desenize ne büyük mücahidleriz biz !

Dilinde dolanan bir dava eğer hayatında yoksa ve yine dilinde dolanan kıssalar senden hissedar olamamışsa ve kalbin ilahi emanetin derdiyle dolmamışsa sen sadece cahilliğini islamla örtmeye çalışan kitap yüklü bir eşeksin demektir.


مَثَلُ الَّذ۪ينَ حُمِّلُوا التَّوْرٰيةَ ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ اَسْفَاراًۜ بِئْسَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ

Tevrat'la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap taşıyan merkebin durumu gibidir. Allah'ın âyetlerini yalanlamış olan kavmin durumu ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. (Cum’a - 5)

İlahi emanetten endişe eden varlıklar temsil edilirken neden gökler,yerler ve dağlardan söz edilmiştir ?
İşte bu nokta onların razı oldukları mevcut vazifelerine bakmadıkça anlaşılması güç olan bir sorumluluktur. Evet onlar şuan hala rablerinin emirlerinin bir hamalıdırlar. Öyle ki onlar bu vazifelerini de fussillet suresi on birinci ayetin ifade ettiği üzere isteyerek de yapmaktadırlar. Şuur sahibi kim ona isteyerek itaat etmez ki ? zalim ve cahil olan insanın yüklendiği emanet öyle bir emanet ki hiç durmadan itaat ederek vazifesine sahip olan gökyüzü kısıtlı bir itaati tercih etmedi de hiç durmadan şuan yaptığı o vazifeyi tercih etti hem de hiç bir ödüle sahip olmadan zaten o cahillikle de izafe edilmedi asıl cahillik ona kul olup boyun eğmenin en büyük ödül olduğunu anlamamaktır. Gökyüzü yaratıklar arasında en çok ağız kokusu çeken bir varlıktır. Zira bütün insanlığın ağız kokusu ona yükselirde o onlara bir daha versinler diye temiz hava verir. Fakat gel gelelim Allah'ın davasına adam kazanmak için bir iki söyleme katlanmak mücahide ağır gelir, Yeryüzünün havasını kirletenlere inatla tevhidi havayı onlara üfürmek zor gelirde bu yükün ağırlığından şikayet eder. Halbuki bilmez ki gökyüzü kendisinin de ağız kokusunu çekmekte ve buna isteyerek itaat etmektedir. Yeryüzüne geldiğimizde onun kadar davası uğruna ayaklar altına alınarak ezildiği halde yinede bağrından onlara meyve veren başka kim vardır ?( Sebepler açısından) Fakat siz sizden öncekilerin çektiğini çekmeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz(Bakara 214) ayetine iman ettiğini söyleyen emanetçi gururunun ayaklar altına alınmasından o kadar rahatsızlanır ki halbuki asıl ayaklar altına alınan davasıdır onu bile fark etmez. Ve dağlar paramparça olmaktadır Kuranın kendisine inzal edilmesinden(Haşr 21) O ise insanlık tarafından yol yapılmak için paramparça edilirken yine vazifesine severek itaat etmektedir. Fakat Allah yolunda param parça edilmeye iş geldiğinde yürekler dağlardan daha katı malesef kendini daha yüce zannetmektedir.


وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحاًۚ اِنَّكَ لَنْ تَخْرِقَ الْاَرْضَ وَلَنْ تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولاً

Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin. (İsrâ - 37)
Bütün bunlardan sonra ki örnekler çoğaltılabilir kainat tevhidin ve teslimiyetin daha nice eşsiz örnekleriyle dolu ve onlar Alemlerin Rabbi olan Allah'a itaat' de severek hayatlarını feda ederlerken hem de ona kul olma şerefinin dışında hiç bir mükafat vaat edilmeden, sözüm ona cenneti isteyenlerin nelerini feda ettiklerini veyahut etmeye hazır beklediklerini bir kontrol etmeleri gerekmektedir.

İyi bilinmelidir ki bu emanetin hamalı olmak ancak cahilliği ve zalimliliği bir kenara bırakmakla olur. Bunun en güzel ispatı ise Bizim için ölüm hayat,hayat ise cihat dır şuuruna sahip olarak gerçek bir şehadet  ehli olmaktadır. Emaneti sahibine kusursuz bir şekilde( günahsız ve hatasız ) ulaştırmaya ve üzerine düşen her vazifesinin farkın dalığıyla yaşamaya çalışmaktadır. Bakalım şimdi o gökte ki yıldızlardan bir tanesinin emanet anlayışına gidelim de makam ve mevkileri ayaklar altına alarak gururu ve kibri hiçe sayarak davasının sadık hizmetkarı olan yaşamıyla şeytanı korkutan o yıldıza Hz. Ömer (ra) bakalım;

Ahnef b.Kays yanında arapların ileri gelenlerinden bazı kimselerle birlikte Halife Hz. Ömer (ra)'i ziyarete gitmiş; onu, elbisesinin eteklerini beline sıkıştırmış olduğu halde koşar bir vaziyette bulmuştu. Ömer (ra), Ahnef'i gördüğün de ona; " Gel de kovalamaya katıl , devlete ait bir deve kaçtı. Bu malda kaç kişinin hakkı olduğunu biliyorsun" dedi. Bu esnada biri ona neden kendini bu kadar üzdüğünü ve deveyi yakalamak için neden bir köleyi görevlendirmediğini söyleyince O;" Allah'ın davasında benden daha iyi köle kimmiş? diyerek karşılık vermiştir. (Hayatus Sahabe)

İşte yıldızların hayatından bir tablo ve emanetin ağırlığını hissetmiş hakka kul-köle olmuş bir halife. Evet yeryüzünde halife olarak yaratıldığını dilimize dolayan bizler üzerimizde kaç yetimin , kaç yoksulun , kaç mustazafın hakkı var ve dikkat edelim elimizden kaçan şey bir deve değil ki umursamayalım elimizde islam şeriati yok ve yine elimizde cihana nam salacak islam ordusu yok daha da korkuncunu söyleyeyim mi bütün bu anlattılarımızı hayatına geçiren adamlar yok, hisseden yürek hamallığa razı beden hatta bir çoklarımızda niyet yok! Samimi kardeşlerimizi tenzih ederiz biz kendimizi muhasebe etmek kastı ve bir gönül yarasıyla bu cümleleri sarf ediyoruz ki Rabbimiz bizim için sorumluluğumuzu anlamaya bir vesile kılsın diye.

Rabbim Cahillerden ve Zalimlerden olmaktan sana sığınır ve senden kalplerimizdeki dünya sevgisi ve ölüm korkusunu çıkarmanı niyaz eder bizlere yazdıklarımızla amil olmayı, Emanetine sahip çıkmayı nasip etmeni temenni ederiz.

Sözlerimizin başı da sonu da sana hamd etmektir.
ELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN




 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder