Video Foto Galeri Yazarlar
21.10.2018 - Pazar

Şüheda DEMİR

Zaman Durma Zamanı Değil

19 Şubat 2018 11:00
A
a
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
 

ZAMAN DURMA ZAMANI DEĞİL
 
  Hamd alemlerin RAbbi Allah'a mahsustur.O Allah ki,insanı,hiç ismi bile anılmazken katışık bir nutfeden yaratmıştır.Sonra ona ruh üflemiş ve böylece sakin bir et kütlesi olan cesedi harekete geçmiştir.Bunlardan bir kısmı anne karnından çıkınca hareketine devam etmiş,bir kısmı da sakin kalmış,canlılardan ziyade  kabir ehline yakın olmuşlardır.Hayat sürenlerden bir kısmı yaratacısının rızası doğrultusunda hareket etmiş kimisi de nefsin hevası ve şehvetleri yolunda,Allah'u Tealanın gazabına doğru hareket etmişlerdir.Bu iki grup arasında büyük fark çeşitlerine göre hesaba çekileceklerdir.

 

يَٓا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ اِنَّكَ كَادِحٌ اِلٰى رَبِّكَ كَدْحاً فَمُلَاق۪يهِۚ

 Ey insan, gerçekten sen, hiç durmaksızın Rabbine doğru bir çaba harcayıp durmaktasın; sonunda O'na varacaksın. (İnşikâk - 6)
Salat ve Selam kendisine tebliğ emri geldikten bu dünyayı terk edene kadar bir an bile durmadan ve yılmadan çalışan,tüm insanlığın Efendisinin onun ehl-i beytinin ashabının  ve onun hidayeti doğrultusunda yürüyüp bu dine yardım etmek için hareket eden ,Allah yolunda musibetler karşısında yılmayan gevşemeyen,zaa'fa düşmeyen ve bu hayatta son nefesine kadar mücadele edenlerin üzerine olsun.

    Pratiğe dökülmeyen soyut bir iman,kişiyi ateşten kurtarmaz. Böyle bir iman Kamil'de olamaz.Kur'an da imanı zikredip de ameli zikretmeyen hiç bir ayet yoktur.Bunun için Selef Alimleri(rh.a) imanı..''Kalple inanmak dille tasdik ve vücudun azaları erkanıyla amel etmek'' diye tanımlamışlardır.Bu şekilde iman ettikten sonra Allah'u Teala'nın bizden istemiş olduklarını yeryüzünde gerçekleştirmek içinde sürekli bir çaba gerekir.Bu sürekli çalışma zafer  inancı ve güveniyle beslenmiyorsa sallantıda demektir ve yolun yarısına geldiğinde ümitsizliğe sevkeder.Çalışma bu inanç ve güvenle desteklenmelidir ki,zafere ulaşana kadar veya bize dinine yardım etmemizi emredenin yolunda şehit oluncaya dek hareketimiz kesintiye uğramasın ve hareketin sürekliliğini sağlamak için yakıt vazifesi görsün.                                  
                                                                
Yani,iman durgunluğu kabul etmez hareketlilik gereklidir.Allah azze ve celle bize bunun misalini hayat rehberimizde vermiştir: Karınca... Karınca hakkında şöyle buyurmaktadır;

 Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: 'Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesin.' (Neml - 18)

Allah azze ve celle bu ayeti Kerime'de,karıncaların kendilerine çok düşkün bir liderleri olduğunu ve bu liderlerin tabii'lerini gözettiğini,ayrıca liderlerine itaat eden çok düzenli ordularının olduğunu açıklıyor.İmam Ahmed'in,İbn-i Abbas'ın rivayetiyle tahriç ettiği bir hadiste,Rasul-ü Ekrem:''Şu dört hayvanın öldürülmesini nehyetti;Karınca,Bal arısı,Hüdhüd ve Göçeğen kuşu''deniliyor.(İmam Ahmed-Ebu davud)

    Çünkü karınca Hz.Süleyman'ı övmüş,onun hakkında en güzel şekilde haber vererek,karıncalara;eğer onları ezecek olurlarsa farkına varamayacaklarını ve bunuda kasıtlı olarak yapmayacaklarını bildirmiştir.(Kurtubi Tefsiri)     
    
    Karıncanın isminin ne anlama geldiğine baktığımızda:Arapçada karıncaya ''Nemle'' denir.Çok hareket edip,hiç durmak bilmediğinden bu isimle adlandırılmıştır.Çünkü bu ismin alınmış olduğu kök Nemele ve Tenemmele kelimeleri fazla hareket etmek ve kıpırdaşmak manalarına gelirler. (Kurtubi)   Karıncaları izlediğimiz zaman onların gece gündüz,yaz kış,ilkbahar ve sonbahar demeden yürüyüp çalışdıklarını görürsünüz.Eğer bir karınca yolda giderken durursa bilin ki o duruş tembelliğinden değil,yoluna devam edip etmemek hususunda arkadaşına danışmak içindir.Yahut yeni bir yiyecek merkezi keşfettiği içindir. 
             
   İslam'a gönül verenlerin hareket ve çalışkanlık yönünden karıncalardan daha hareketli ve çalışkan olmaları gerekir.Yolun ortasında durup kalmamalı,ümitsizlik rüzgarları estiğinde üşenmemelidirler.Fitne kasırgaları hareketlerini felce uğratmamalıdır.Müslümanın sözlüğünde hareket hayat demektir.Sükunet ise ölümdür.Veyahut da İmam Geylani'nin dediği gibi ''Hareket başlangıç,Sükun ise sonuçtur.'' Evet hareket bütün kuvvet ve enerjisiyle bir başlangıçtır.Sükun ise her şey için bir sonuçtur. Nefes alsa bile hareket etmeyen bir insan ölüdür. 

  İşte Allah azze ve celle Kuran'ı Kerim de:


اَوَلَمْ يَرَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنَّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ كَانَتَا رَتْقاً فَفَتَقْنَاهُمَاۜ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَٓاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّۜ اَفَلَا يُؤْمِنُونَ

 O inkâr edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı? (Enbiyâ - 30)

Suyu övdüğünü ve yücelttiğini görüyoruz.Çünkü suyu,hareket eden her canlının esası yapmıştır.Fakat hareketini kaybetmiş bir sudan yıkanmayı da men etmiştir. 
                                                     
Buhar'i sahihin'de,Rasullullah (s.a.v)'ın :''İçinizden biriniz akıntısı olmayan durgun suya bevledip sonrada ondan yıkanmasın.'' buyurduğunu rivayet ediyor.             

Öyleyse devamlı olarak hareket etmek gerekir.Sadece yeni bir başlangıca hazırlanmak için duraklanmalıdır.Bu hareket usanmadan devam etmelidir.İmam İbnü'l Kayyim diyor ki:''Her hareketinin,hareketini belirleyen,faktörler,sevgi ve iradedir.''

Bir şeyi sevmek,benzerlerinden ayrıcalıklı olduğuna inanarak o şeye meyletmektir.Bu meyil kalp ile ilgilir.Bu meyil tek başına harekete sebep olamaz hareketin meydana gelmesi için ikinci faktör olan irade gerekir.İrade de ilk faktörün uygulamaya koyuluşuna bir etkendir.Bu iki faktör bir araya geldiği zaman bütün azalar o sevgilinin hizmetinde hareket etmeye başlarlar.Bunun için hareket etmek üzere nasihat ettiğimiz kişilerde bu iki faktörün gelişmesini sağlamalıyız.Çünkü hareket oranı,bu iki faktörün oranıyla denk olacaktır.Bu iki faktör oluştuğu zaman hareket başlar.Bu hareket ya iyilik ya da kötülük istikametinde olur.Bu gerçeğe dayanarak hareketler iki kısma ayrılır.              
                                                                                                                                                 
A) Yanlış hareket                                                                                                                                         
 B)Doğru hareket
   
                                                                                                                                              
A)Yanlış hareket: 1-Kötülükte yarışanlar :Gayret ve azimle bağlantılı bulunan yarışma vasfı,çok önemli bir sıfattır ve bu sıfata sahip olan insanlar İslam davetçelerinin ilgi alanında olanların en başında gelirler.Bu sıfat davetçilerin arasında da çok nadir bulunur ve eğer batıl ehlin de olursa çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir.Allah azze ve celle şöyle buyuruyor:

                                                               
وَتَرٰى كَث۪يراً مِنْهُمْ يُسَارِعُونَ فِي الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

 Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yiyicilikte çabalarına hız kattıklarını görürsün. Yapmakta oldukları ne kötüdür. (Mâide - 62)
 (Seyyid Kutup (Rh.a) diyor ki: ''Yarışma anlamına gelen musarea- mufaele babındandır.
                                                                                                                                                         
 Ayeti Celile de söz konusu kavmin,kötülükte,düşmanlıkta ve haram yemede sanki koşarak yarıştıkları tasfir edilmiştir.Bu portrede durumun ne kadar çirkin ve çirkef olduğu anlatılmaktadır.Fakat netice itibariyle yapılan tasfir yine insanlarla ilgi olup,içerisinde fesadın yayıldığı ahlaki değerlerin kaybolduğu ve kötülüğün hakim olduğu topluluklar ve nefislerin halini anlatmaktadır.Kişi bu duruma gelen toplumlara baktığında kuvvetlisiyle zayıfıyla bütün mensuplarının kötülük,şer ve düşmanlıkta yarıştıklarını görecektir.'' )

Bu sıfat çok tehlikelidir ve birçok kötülüğü de beraberinde getirir.Bu durum doğru hareket edenleri üzmek de veya batılın bu şekilde büyümesinden çekinip ümitsizliğe düşmelerine sebep olmaktadır.Bu yüzden Allah azze ve celle Hak yolda ilerleyenlerin gönüllerini mutmain ederek şöyle buyuruyor:


            وَلَا يَحْزُنْكَ الَّذ۪ينَ يُسَارِعُونَ فِي الْكُفْرِۚ اِنَّهُمْ لَنْ يَضُرُّوا اللّٰهَ شَيْـٔاًۜ يُر۪يدُ اللّٰهُ اَلَّا يَجْعَلَ لَهُمْ حَظًّا فِي الْاٰخِرَةِۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ

 Küfürde 'büyük çaba harcayanlar' seni üzmesin. Çünkü onlar, Allah'a hiç bir şeyle zarar veremezler. Allah, onları ahirette pay sahibi kılmamayı ister. Onlar için büyük bir azab vardır.  (Âl-i İmrân - 176)

2)Münafıkların hareketi:Allah azze ve celle şöyle buyurmaktadır:


اَوْ كَصَيِّبٍ مِنَ السَّمَٓاءِ ف۪يهِ ظُلُمَاتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌۚ يَجْعَلُونَ اَصَابِعَهُمْ ف۪ٓي اٰذَانِهِمْ مِنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَ الْمَوْتِۜ وَاللّٰهُ مُح۪يطٌ بِالْكَافِر۪ينَ

 Ya da (bunlar) karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek(ler)le yüklü, 'gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş (kimseler) gibidirler ki, yıldırımların saldığı dehşetle'; ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Oysa Allah kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır.  (Bakara - 19)
 

يَكَادُ الْبَرْقُ يَخْطَفُ اَبْصَارَهُمْۜ كُلَّمَٓا اَضَٓاءَ لَهُمْ مَشَوْا ف۪يهِۙ وَاِذَٓا اَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُواۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَاَبْصَارِهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟

 Çakan şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek; önlerini her aydınlattığında (biraz) yürürler, üzerlerine karanlık basıverince de kalakalırlar. Allah dileseydi, işitmelerini de görmelerini de giderirdi. Şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir.  (Bakara - 20)

Kur'anı Kerimde örnekle açıklandığı gibi bu hareket belli bir hal üzerine sabit değildir.Daima bir tereddüt ve şaşkınlık halini içermektedir.Münafığın yaşamış olduğu iki şahsiyetlilik,batini ve zahiri şekilde görünmektedir ki bu onun şaşkınlığını artırır. ''Seyyid Kutup (Rh.a): Bu sahnedeki hareket münafıkların mü'minlerle karşılaştığı zamanla  şeytanlarına geri dödüğü zaman arasında ;bir an söyleyip sonra birden bire vazgeçtikleri istemiş oldukları hidayet ile nurla gölgesine sığınmış oldukları dalalet ve karanlık arasında yaşadıkları ızdırap,panik,şaşkınlık ve ulaşmayan tavırlarını göstermektedir."

Aynı şekilde Allah'u Teala onların ibadet etmek için yaptıkları hareketi de tembellik olarak vasıflandırarak :


اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْۚ وَاِذَا قَامُٓوا اِلَى الصَّلٰوةِ قَامُوا كُسَالٰىۙ يُرَٓاؤُ۫نَ النَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ اللّٰهَ اِلَّا قَل۪يلاًۘ

 Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar.  (Nisâ - 142)

İmam-ı Kurtub'i  bu ayetin tefsirinde diyor ki : ''Yani onlar gösteriş için namaz kılarlar.Bunu yaparken gayet tembel ve ağırdırlar.Namazlarından ne sevap beklerler ne de terkettiklerinde ceza göreceklerine inanırlar. 
                                                                                    
3)Tağuta kulluk da ısrar etmek:Allah azze ve celle şöyle buyurmaktadır:

                  
     وَانْطَلَقَ الْمَلَأُ مِنْهُمْ اَنِ امْشُوا وَاصْبِرُوا عَلٰٓى اٰلِهَتِكُمْۚ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ يُرَادُۚ

 Onlardan önde gelen bir grup: 'Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur' diye çekip gitti. (Sâd - 6)

                
               مَا سَمِعْنَا بِهٰذَا فِي الْمِلَّةِ الْاٰخِرَةِۚ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا اخْتِلَاقٌۚ

 'Biz bunu, diğer dinde işitmedik, bu, içi boş bir uydurmadan başkası değildir.' (Sâd - 7)

ءَاُنْزِلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ مِنْ بَيْنِنَاۜ بَلْ هُمْ ف۪ي شَكٍّ مِنْ ذِكْر۪يۚ بَلْ لَمَّا يَذُوقُوا عَذَابِۜ

 'Zikir (Kur'an), içimizden ona mı indirildi?' Hayır, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmamışlardır. (Sâd - 8)
İmam'ı Kurub-i diyor ki :''El-Meleu'' kelimesi bir toplumun ileri gelenleri ve eşrafı manasındadır.İntilak kelimeside süratla gitmek manasındadır.Yani bu kafirle Rasulullah'ın yanından birbirlerine ''Yürüyün'' yani üzerinde olduğunuz şeye devam edin.''İlahınıza bağlılıkta sabredin'' ve onun dinine girmeyin diyerek çıkıp gitmişlerdir.''Bu da birinci sıfat gibidir:Allah'a masiyet yolunda hızla gitmek ancak burada aynı sıfata başka bir sıfat daha eklenmiştir.Bu da masiyet yolunda sabretmek,batılda sürekli kalmaya ahdedtmektir.İşte bizzat bu tavr batıl ehlinin hareketi için bir sıfat sayılır.''Seyyid Kutup (Rh.a) belirtilen sıfata başka bir açıdan bakarak şöyle diyor: ''Kafirlerin islama karşı koyma yolu alışılmış ve devamlı tekrar edegelen bir yoldur.Tağut liderler,bu yolla,halkların ilgisini,geneli ilgilendiren işlerden,hakikati araştırmaktan ve karşı karşıya oldukları tehlikeli gerçekleri düşünmekten başka bir yöne çekerler.Çünkü halkların kendi başlarına gerçekleri anlaması tağutlar için tehlike arzeder ve kendilerini batılların içerisinde nasıl boğulduklarını ortaya çıkarır.Çünkü tağutlar ancak hakları batıl içerisinde boğarak yaşamlarını devam ettirirler.'' SEYYİD KUTUB'UN BU TEŞHİSİ MÜKEMMELDİR.

4)Büyüklenip-Böbürlenmek:Allah azze ve celle şöyle buyurmaktadır:


وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحاًۚ اِنَّكَ لَنْ تَخْرِقَ الْاَرْضَ وَلَنْ تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولاً

 Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca erişebilirsin.(İsrâ - 37)

''İbn-i Kesir'in dediği gibi bu zalimlerin yürüyüşüne meyledip onlar gibi böbürlenerek yürümektir.'' Sonra lokman a.s oğluna böyle yürümekle ne yeri delebileceğini ne de boyca dağlara ulaşabileceğini açıklıyor.Bu çarpıcı bir örnektir.Allah azze ve celle yürüyüşünde kibirli olup böbürlenenlerin kendilerini sanki dağlardan daha yüksek hissettiklerinin veya yeri yarabileceklerini zannettiklerini vurgulayarak hareketleriin ne kadar yanlış ve asılsız olduğunu gösteriyor.

5)Çekişmek ve Koğuculuk Etmek:Allah azze ve celle şöyle buyuruyor:


هَمَّازٍ مَشَّٓاءٍ بِنَم۪يمٍۙ

 Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan),  (Kalem - 11)

İmam-ı Kurtub'i diyor ki ''Yani insanların arasında laf alıp götürerek ara bozuculuk yapan kişi,fesadı yaymaya çalışmak ve bozgunculuk yapmak için yürümek anlamına gelir.''Bu da bu sıfatın sahibinden belli bir çaba ve gayret ister.İçtima-i ilişkileri bozma yolunda olan bu gayret daha fazla günah işlemeye neden olan kin ve haset hastalığından doğar. Bu tip insanlar başkalarının rahat olmalarını istemedikleri için devamlı tedirgin bir halde görürüz.Dönüp de kendimize baktığımızda acaba bu maddelerden hangisi üzerimizde var diye değil de! daha çok  hangisi yok diye düşünmeliyiz.

Bidahaki yazımda B)Doğru Hareket maddesini açıklamaya çalışacağım inşallah...

Rabbim Hakkı Hak bilip Hakka sarılan batılın batıl olduğunu bilip batıldan uzaklaşan kullarından eylesin inşallah..


دَعْوٰيهُمْ ف۪يهَا سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ ف۪يهَا سَلَامٌۚ وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۟

 Oradaki duaları: 'Allah'ım, Sen ne yücesin'dir ve oradaki dirlik temennileri: 'Selam'dır; dualarının sonu da: 'Gerçekten, hamd alemlerin Rabbi olan Allah'ındır.'
(Yûnus - 10)

Selam ve Dua ile..Allah'a emanet olun.

 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder