Video Foto Galeri Yazarlar
18.10.2018 - Perşembe

MAZLUMDER’DEN ‘YENİDEN ADİL YARGILANMA’ ÇAĞRISI

Okunma: 658
DÜNYA 28 Eylül 2018 23:21
Videoyu Aç MAZLUMDER’DEN ‘YENİDEN ADİL YARGILANMA’ ÇAĞRISI

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER), 28 Şubat yargı kararları mağduriyetine son vermek ve cezaevinde yatan mağdurların tekrar adil bir şekilde yargılanması için aylık rutin olarak düzenlediği basın açıklamalarının bir yenisini de bugün Türkiye’nin çeşitli noktalarında düzenlediği basın açıklamalarıyla gerçekleştirdi.

MAZLUMDER Genel Merkezi’nce İstanbul’da, MAZLUMDER Ankara Şubesi’nce de Ankara’da düzenlenen basın açıklamalarına da; Köklü Değişim, STK temsilcileri ve mağdur yakınları destek verdi.

 

•İSTANBUL

MAZLUMDER Genel Merkezi ve MAZLUMDER İstanbul Şubesi’nce gerçekleştirilen Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önündeki basın açıklamasında, MAZLUMDER Genel Sekreteri Kaya KARTAL, bir konuşma yaptı. "Siyasi mahpusların af talebi yok. Onlar yeniden adil bir şekilde yargılanmak istiyorlar." diyen Kartal, MHP'nin Meclis’e sunduğu af teklifine değindi.

Yaptığı açılış konuşmasında siyasi mahkûmların af talebinin olmadığı sadece adil bir şekilde yargılanmak istediklerini hatırlatarak MAZLUMDER Genel Sekreteri Av. Kartal, 28 Şubat mağdurlarının meclise sunulan af yasasının dışında bırakılmalarının yanlış olduğunu söyledi.

Kartal, "Yeni bir af teklifinin konuşulduğu bu günlerde, yine bir 28 Şubat basın açıklamasıyla karşınızdayız. Maalesef bu af teklifinde de 28 Şubat sürecinde brifingli yargılamalarla cezaevlerine giren mahpuslar kapsam dışında bırakılmıştır. Siyasi mahkûmların af talebinin olmadığı sadece adil bir şekilde yargılanmak istiyorlar. Maalesef devlet insanlara karşı işlenen suçları affederken kendisine karşı işlenen suçlarda bunu yapmıyor." dedi.

MAZLUMDER adına basın açıklamasını okuyan Av. Mevlana İbrahim Bilir, Türkiye'de 16 Nisan 2016'dan itibaren referandum sonrası itibariyle köklü bir sistem değişikliği yaşandığını ve 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleşen seçim ve sonrasında bu sistem değişikliği fiili olarak kayda geçtiğini söyledi.

Bu kadar köklü değişikliklerin ve 28 Şubat'ın gerek brifingli yargı sürecinin gerekse paralel yargı süreçlerinde, hukukun silah olarak kullanıldığına İlişkin oluşan bir netliğin gereği olarak yargı alanında ve özellikle cezaevlerinde birtakım düzenlemelerin yapılması kaçınılmaz olduğunu diyen Bilir, basın açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

 "Yaşanan değişikliklerin de oluşan ne bir netliğin bir gereği olarak özellikle devlete karşı işlenmiş ya da işlendiği iddia edilen suçlar ciddi bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Bugüne kadar her fırsatta dile getirilen af talebinde bulunmayan siyasi hakimlerin brifing gibi paralel yargı duygularını yeniden yargılanması, hukuki ve illaki bir soru zorunluluk halini almıştır. Bugüne kadar çok şey söylenmiş olmasına rağmen, bu mesele Bir kangren olarak ortada durmaktadır. Meclis gündemine sorunun af teklifinin de bu meseleyi çözme kabiliyeti olmadığını gözlemlediğimiz bugünlerde, tekrar tekrar vurgulamak gerekir ki devlet ancak kendisine karşı işlenen suçlar affedebilir. Hukukun da adaletin de mantığın da gereği budur. Meclise sunulan teklif ile kişilere karşı işlenen bir kısım adli suçların af bağlamında tekrar bindirme getirilmesi karşısında asıl olan af değil adil bir yargılama olduğu gerçeğinden hareketle, 28 şubatın brifingli yargılarıyla hapsedilen mahkumların tahliyesi öncelikli mesele olmalıdır. Brifingli ve paralel yargılamalarda oluşan ön yargılar ve oluşturulan işte hatların halen devam eden yargı zulümlerine son vermek öncelikli meseledir. MAZLUMDER olarak brifingli ve paralel yargının mağdurları, hiçbir bahane ileri sürülmeksizin derhal tahliye edilmesini ve yeniden adil bir şekilde yargılanmalarını talep ediyoruz."

Ergenekon ve Balyoz davalarında olduğu gibi 28 Şubat davalarında da adil yargılanma yapılmalı

MHP'nin meclise sunduğu af teklifinin değerlendirildiğini fakat teklifte dikkat çeken hususun FETÖ yargısının adalet duygusunu yaraladığından söz edildiğini ve bunu doğru olduğunu ifade eden Köklü Değişim Dergisi temsilcisi Ramazan GÜMÜŞ"Bu doğru ama paralel yargı daha çok siyasi yargılamalara müdahale etmiştir. Tartışılması gereken konu bu olmasına gerekirken bu konu gündeme alınmamıştır. İkinci bir konu ise hükümetin bu konuda sessiz tavır takınmasıdır. Oysa ki Ergenekon ve Balyoz davalarında yeniden yargılama yapılarak tutsak olanlar serbest bırakılmıştı. Aynı durum 28 Şubat mağdurları için de işlenebilir. Mağdur olan ailelerin ahlarının muhatabı hükümettir. Bu ahlar yerini bulmadan yetkililerin bir çözüm üretmesi gerekiyor." dedi.

28 Şubat Müslümanları ezmeye çalışan batı zihniyetli bir vakıadır

28 Şubatın aslında batı düşüncesine sahip insanların Müslümanları ezmeye çalıştıkları bir vaka olarak gördüklerini belirten Mustazaflar Cemiyeti İstanbul Şube Başkan Yardımcısı Cemal ÇINAR, yaşananların dünya tarihinde ciddi bir yere kaydedilecek kadar önemli bir olay olduğunu söyledi.

Çınar, "Bu konuda gerekli bütün girişimlerin yapıldığı fakat hükümetin bu konuda ciddi şekilde cimri davrandığını görüyoruz. Şu anda konuşulan af yasasında 25-30 yıldır içeride yatan kardeşlerimizin de kapsama alınması gerektiğini ve kamuoyu vicdanında bunun bu şekilde olduğuna kanaat getiriyoruz. Böyle bir teklif kimden gelirse gelsin hükümetin bunu değerlendirmesi ve inancından dolayı 25-30 yıl cezaevinde kalmaları bizi vicdanen rahatsız ettiği kadar iktidarda olanları ve özellikle Sayın Cumhurbaşkanını rahatsız ettiğini düşünüyoruz. Bu insanların ve ailelerin çektikleri sıkıntıların son bulması için meclise taşınan af teklifinin bunları da kapsaması gerekiyor" şeklinde konuştu. 

 

 

•ANKARA
MAZLUMDER’in Ankara Şubesi’nde de müebbet hapis cezası alan ve 98 yılından bu yana halen cezaevinde bulunan Coşkun YARAR’ın eşi Sema YARARHizb-ut Tahrirli yargı mağduru Sosyolog-Yazar Süleyman UĞURLU ile BEM-BİR-SEN Ankara Şube Başkanı Hanefi SİNAN birer konuşma yaptılar.


MAZLUMDER Ankara Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet ALTIN’ın giriş konuşması ve konuklara söz vermesiyle başlayan basın açıklamasında;

Coşkun YARAR’ın eşi Sema YARAR ilk söz alan isim oldu. Yarar, “Gündemde olan genel affın yüz kızartıcı suçları kapsadığını fakat kendilerini kapsamadığını dile getiren Sema Yarar, “Ben buraya 28 Şubat Davası mağdurlarının ailesi adına katıldım. Sorun, sadece bir kesimin sorunu değil, bütün İslami kesimlerin sorunudur. Bu affın bizi kapsamaması çok can yakıcı ve çok üzücüdür. Neden hala bizler için adil davranılmıyor, adil kararlar alınmıyor, adalet çerçevesinde hareket edilmiyor. Bu bizim için çok can yakıcıdır. Ülkemizde birçok badire yaşandı. Badirelerden sonra aflar çıkarıldı. En son kamuoyunda bilinen Rahşan Ecevit affı vardı. O aftan da yararlanamadık. O aftan da yararlananlar yine yüz kızartıcı suçlar oldu. Şuanda bir af konuşuluyor ve bu af da bizi kapsamıyor. Aslında buna bir af da diyemeyiz. Bir ceza indirimi söz konusudur. Sadece biraz şirin gözükmek için buna af diyorlar. Haksız ve suçsuz yere 15-20 yıldır ceza evinde olan insanlar var. Bu insanların mağduriyeti giderilmesi gerekir. Her dönem bir af konuşuluyor. Bir umut doğuyor içimize fakat bütün hayallerimiz her seferinde suya düşüyor. İki çocuğumla 20 yıldır mağduriyetimizin giderilmesini bekliyoruz. Biz sadece bu mağduriyetin bir örneğiyiz. Onlarca aile bu şekilde mağduriyetlerinin giderilmesini bekliyor. Onun için sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sesleniyoruz; yeni düzenlemeler yapılmalı mağduriyetler giderilmelidir” şeklinde konuştu.

Süleyman Uğurlu: Duyarsız Kalanları Kınamamız, Ayıplamamız Lazım!

Sema YARAR’ın ardından Hizb-ut Tahrir davasından yargılanmış ve yıllarca cezaevinde bulunmuş Sosyolog-Yazar Süleyman UĞURLU konuşmasını yaptı. Uğurlu konuşmasında; MAZLUMDER’in yargı zulmü ve 28 Şubat mağduriyetlerine yönelik bir farkındalık oluşturma çabasında olduğunu, fakat bu meselenin sadece MAZLUMDER’in meselesi olmadığını ifade etti. Müslümanlara yönelik yargı zulümlerinin sahipsiz kaldığını, Müslümanların yanında olduklarını, sevdiklerini söyleyenlerin, “biz kardeşiz” diyenlerin, bu meseleyi görmediğini dile getirdi. MAZLUMDER ve bazı çevrelerin bu konuyu gündem etmeye çalıştıklarının altını çizen Uğurlu, bu meseleyi görmezden gelenlere karşı da bizlerin bir tavır içerisinde olması gerektiğini söyledi.

Hükümlü ve tutukluların cezaevi ortamındaki zorlu şartları betimlemeye çalışan Süleyman UĞURLU, cezaevindeki yaşamdan habersiz olan ilim adamı, kanaat sahibi, hoca, âlim gibi birtakım şahsiyetlerin bu meseleye duyarlı olmaları gerektiğinin bu zevata hatırlatılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Bu meselenin halli konusunda, diğer Müslümanlar, STK ve cemaatlerin birlikte hareket etmeleri gerektiğine işaret eden Uğurlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu konuya duyarlı olan Müslümanların geniş bir platform oluşturmaları lazım ki sesimiz öyle yükselsin.

Ve artık, (konuya duyarsız olan) sessiz kalan kesimleri kınamamız, ayıplamamız lazım. Kim bunlar: saygı duyulan âlimler… Peki, bu âlimlerin bu konuda hiç konuştuklarını siz duydunuz mu? –Hayır! Eğer bunlar konuşmuyorsa bizim bunları ayıplamamız lazım…

Yazarlar-çizerler-gazeteciler var. Onlar da bu konuları biliyorlar –çünkü arkadaşlarımız onları ziyaret ediyorlar, anlatıyorlar- fakat bunlar, bu konuları gündem ediyorlar mı? –Etmiyorlar! Onlar neyi gündem ediyorlar? –Onlar, iktidarın kendilerinden istediklerini gündeme getiriyorlar. O yüzden bizim bunları da kınamamız, ayıplamamız lazım.

Ve en başta, bu iktidarın ayıplanması lazım, kınanması lazım. Niçin? –Cumhurbaşkanı olduğunda Ahmet Necdet Sezer, DHKP-C’den, Sol örgütlerden, PKK’dan birçok mahkumu affetti. Neden affetti? –Hastalık bahanesiyle affetti. Cumhurbaşkanı Gül, bir tek Müslümanı affetti mi? –Hayır! Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir tane Müslümanı affetti mi? –Hayır! Orda kanser hastaları var ya… Bu insan oradan çıkınca belki de ölecek… Daha neyi bekliyorlar yahu insanların ölmesini mi? …

Şimdi bu insanları niçin affetmezsiniz siz? Rahip Brunson olduğu zaman, ev hapsi veriyorsunuz… Okyanus ötesinden ses geliyor; adam ev hapsine çıkıyor. 12 Ekim’de mahkemesi var, muhtemelen bırakacaklar. Suçlu ya da suçsuz; orasını bilmiyoruz ama birileri sesini yükselttiği zaman onlara ses veriyorsunuz. Müslümanlar sesini yükselttiği zaman niye ses vermiyorsunuz?

Diğer bir konu da FETÖ’cü hâkimlerin şaibeli kararları var! Doğru, bizatihi ben yaşadım, yaşıyorum; halen mahkemem devam ediyor. E şimdi bu doğru ama 28 Şubat mağdurlarını FETÖ’cüler yargılamadı ki, onları da Kemalist yargı yargıladı. Onların kararları şaibesiz mi? Onların ki daha çok şaibeli… (…) Sadece FETÖ’cü yargı değil, bu Kemalist yargının taraflı kararları da iptal edilmesi lazım.”

Yargıtay tarafından FETÖ’cü kumpas olabileceği gerekçesiyle bozulan bir davasından da örnek veren Süleyman UĞURLU, “İşte böyle bir kamuoyunun olduğu bir süreçte sesimizi daha güçlü bir şekilde çıkarmamız lazım. İnşallah hayırlı olur” diyerek konuşmasını noktaladı.

Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası (BEM-BİR-SEN) Ankara Şubesi Başkanı Hanefi Sinan da 30 yaş üzerindeki herkesin 28 Şubat sürecini yaşadığını belirterek, "Bu sürecin tamamen hukuksuz, adalet terazisinin tamamen şaştığı ve zulmün zirveye doğru tırmandığı bir dönem olduğunu hepimiz biliriz." diye konuştu.

MAZLUMDER Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Altın, 28 Şubat döneminde cezaevlerine gönderilenlerin hukuksuz yargılandıklarını söyleyerek, şunları ifade etti:

"Af talebinde bulunmayan siyasi mahpusların ve özellikle brifingli ve paralel yargı mağdurlarının yeniden yargılanması hukuki ve ahlaki bir zorunluluk halini almıştır. Brifingli ve paralel yargı mağdurlarının hiçbir bahane ileri sürmeksizin derhal tahliye edilmelerini ve yeniden adil şekilde yargılanmalarını, bahse konu siyasi yargılama süreçlerinde oluşturulan içtihatlara dayalı olarak halen devam eden yargı zulümlerine son verilmesini talep ediyoruz."

Basın açıklamasını okuyan MAZLUMDER Ankara Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Altın, 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleşen seçim ve sonrasında köklü bir sistem değişikliğinin yaşandığını belirterek, “Yaşanan bu değişiklik özelikle devlete karşı işlenmiş ya da işlendiği iddia olunan suçlar yönünden ciddi bir düzenlenme yapılması gerekmektedir. Bugüne kadar her fırsatta dile getirdiğimiz üzere, af talebinde bulunmayan siyasi mahpusların ve özellikle brifingli ve paralel yargı mağdurlarının yeniden yargılanması hukuki ve ahlaki bir zorunluluk halini almıştır” ifadelerini kullandı.

“Adil Yargı Zeminini İnşa Etmek Öncelikli Meseledir”

Meselenin bir kangren olarak ortada durduğunu vurgulayan Altın, “Meclis gündeminde bulunan af talebinin de bu meseleyi çözme kabiliyeti olmadığını gözlemlediğimiz bu günlerde, tekrar tekrar vurgulamak gerekir ki devlet ancak kendisine karşı işlenen suçları affedebilir. Hukukun da adaletin de mantığın da gereği budur. Aslolan ceza evini boşaltmak değil, adil yargı zeminini inşa etmektir. 28 Şubat’ın tahkim ettiği zemine basarak büyüyen paralel yargının kararlarıyla hapsedilen mazlumların tahliyesi öncelikli meseledir. Yargı zulümlerine son vermek öncelikli meseledir” diye konuştu.

 

MAZLUMDER Basın Açıklaması Metni:

AF DEĞİL, ADİL YARGILAMA VE ADALET!

Türkiye’de 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleşen referandum sonrasında köklü bir sistem değişikliği yaşanmış ve 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleşen seçim ve sonrasında bu sistem değişikliği fiilen de hayata geçmiştir.

Bu kadar köklü değişikliklerin ve gerek 28 Şubat’ın brifingli yargı süreçlerinde, gerekse paralel yargı süreçlerinde hukukun silah olarak kullanıldığına ilişkin oluşan netliğin bir gereği olarak yargı alanında ve özellikle cezaevlerine yönelik bir takım düzenlemelerin yapılması kaçınılmazdır.

Yaşanan değişikliklerin ve oluşan netliğin bir gereği olarak, özellikle devlete karşı işlenmiş ya da işlendiği iddia olunan suçlar yönünden ciddi bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Bugüne kadar her fırsatta dile getirdiğimiz üzere, af talebinde bulunmayan siyasi mahpusların ve özellikle brifingli ve paralel yargı mağdurlarının yeniden yargılanması hukuki ve ahlaki bir zorunluluk halini almıştır.

Bugüne kadar çok şey söylenmiş olmasına rağmen bu mesele bir kangren olarak ortada durmaktadır. Meclis gündemine sunulan af teklifinin de bu meseleyi çözme kabiliyeti olmadığını gözlemlediğimiz bu günlerde, tekrar tekrar vurgulamak gerekir ki devlet ancak kendisine karşı işlenen suçları affedebilir. Hukukun da adaletin de mantığın da gereği budur…

TBMM’ye sunulan teklifle, kişilere karşı işlenen bir kısım adli suçların af bağlamında tekrar gündeme getirilmesi karşısında, aslolanın cezaevlerini boşaltmak değil adil bir yargı zemini inşa etmek olduğu gerçeğinden hareketle, aşağıdaki hususları vurgulama ihtiyacı hissediyoruz:

28 Şubat’ın brifingli yargısının kararlarıyla hapsedilen mazlumların tahliyesi öncelikli meseledir.

28 Şubat’ın tahkim ettiği zemine basarak büyüyen paralel yargının kararlarıyla hapsedilen mazlumların tahliyesi öncelikli meseledir.

Brifingli ve paralel yargı zemininde oluşan önyargılar ve bu önyargılarla oluşturulan içtihatlarla halen devam eden yargı zulümlerine son vermek öncelikli meseledir.

MAZLUMDER olarak,

  • Brifingli ve paralel yargı mağdurlarının hiçbir bahane ileri sürülmeksizin derhal tahliye edilmelerini ve yeniden adil bir şekilde yargılanmalarını,
  • Bahse konu siyasi yargılama süreçlerinde oluşturulan içtihatlara dayalı olarak halen devam eden yargı zulümlerine son verilmesini,

talep ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla sunulur.

MAZLUMDER

Kaynak : Köklü Değişim Medya, İLKHA

Haber var islah eder, haber var ifsad eder