Video Foto Galeri Yazarlar
13.12.2019 - Cuma

ŞAHIMERDAN HOCA'DAN GÜNDEME DAİR MESAJLAR

GÜNDEM 27 Temmuz 2015 17:15
Videoyu Aç ŞAHIMERDAN HOCA'DAN GÜNDEME DAİR MESAJLAR

Şahimerdan SARI hoca 2014 yılında meydana gelen 6-7 Ekim'de ortaya çıkan olaylar hakkında yapmış olduğu değerlendirmedir.

KahveKitap
HABER: ISLAH HABER

Şahimerdan SARI hoca 2014 yılında meydana gelen 6-7 Ekim'de ortaya çıkan olaylar hakkında yapmış olduğu değerlendirmedir.

Şahırmerdan SARI hoca, konuşmasında özelikle müslüman kürt halkına yönelik önemli mesajlar verdi.  


İşte O Açıklama:


Kobani Meselesi Ve Ülke Genelinde Çıkan Olaylar


Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Muhterem Müslümanlar !

Allahu Teala bütün insanlığı, insanlık aleminin tamamını bir erkek ve kadından yani Adem ile Havva'dan yaratmıştır. Bu itibarla bütün insanlık aynı soydan gelen kardeşlerdir. Beni Adem olarak Allah'ın kulları olma ve Allah'ın emirlerine itaat etme bakımından mükellef oldukları vazife bir ümmet halinde bulunmaktır. Zira Allah (c.c.) bir ayet-i kerime'de, "İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberleri gönderdi."[1] Buyurmuştur. Peygamberler insanları hem müjdelemiş hem de uyarmışlardır. Allah'ın emirlerine uydukları, Allah'ı tanıdıkları müddetçe Allah (c.c.) onları ebedi saadet ile müjdelemiştir. Fakat Allah (c.c.)'a isyan edip, yeryüzünde fitne, fesat ve kötülükler meydana getirdiklerinde ise onları azab ile uyarmıştır. Peygamberler bu uyarıyı insanlara telkin etmişlerdir.

Allah katında en kıymetli ve en şerefli kimse ise Hucurat suresinin 13. ayet-i kerimesinde işaret edildiği üzere Allah'tan en çok korkup sakınan O'na en çok itaat eden, Allah'a en çok yakın olandır. En şerefliniz budur. İzzeti ve şerefi başka yerlerde aramak abesle iştigal etmektir. Zira Allah Resulü (s.a.v) efendimiz şöyle buyuruyor:  "Ne Arabın Acemden,  Nede Acemin Arap'tan herhangi bir üstünlüğü yoktur. Hepiniz Adem'in evlatlarısınız. Adem ise topraktandır.”

Yeryüzünde yaşayan insanların hem Allah'a karşı,  hem de birbirlerine karşı sorumlulukları vardır.  Bu dünya hayatının bir imtihan olduğunu, Asıl hayatın da ahiret hayatı olduğunu bilmemiz gerekiyor. Kalıcı ve ebedi olan ahiret hayatını birkaç yıllık geçici dünya hayatına feda etmek akıl karı değildir.

Ey insanlar!

Dünya hayatını ahiret hayatınızı imar edecek şekilde yaşayınız. Dünya hayatında yaşarken ahirette hoşnut olacağınız bir hayatı garantiye almak gayreti ile yaşayınız.

Yurt genelinde Çıkan Olaylar

Üzülerek müşahede ediyoruz ki son zamanlarda çok vahim olaylar meydana gelmiştir. İnsanlık tarihi boyunca bu tür vahim olaylar sık sık yaşanıyor.

 İnsanlar Allah'a kulluktan uzaklaşıp şuursuzlaştıklarında, asıl üzerinde durmaları gereken yaratılış gayelerini unutup başka şeyleri hayat gayesi olarak telakki ettiklerinde büyük yanlışlıklara ve hüsrana uğramışlardır. Ferdi ve içtimai büyük hüsranlar meydana gelmiştir. Son günlerde yaşanan hadiselere gerçekten akıl erdiremiyoruz. Bunu yapan insanlar akıl taşıyor olabilir mi acaba?

Birinci ve ikinci dünya savaşlarından sonra yeryüzü parsellenip islam coğrafyası paramparça edildiğinde ve batılılar her coğrafyanın üzerine silahlı ve askeri güçlerle kendi kuklalarını yerleştirdiklerinde o kuklalar gönüllü olarak batıyı aratacak zulümler işlediler. Öyle zulümler işlendi, öyle baskıcı rejimler kuruldu ki, insanlar batıyı arayacak hale geldiler.

Evrensel tağuti güçler ve şer odakları dünyayı kendi emirleri altına alıp istediklerini yerine getirsinler diye kukla rejimlerin yöneticilerini sürekli kendi kontrolleri altında tutmak istemişlerdir. Bugüne kadar da maalesef başarılı olmuşlardır. Bu güçler, kuklaları aracılığı ile Müslüman halkları sürekli olarak ezmişlerdir.

Neden Amerika Değil de İslam Coğrafyaları Karışıyor

 Yaklaşık yüz yıldan beridir genelde savaşlar, karışıklıklar, gerilim filmleri hep islam aleminin yaşadığı coğrafyalarda meydana gelmektedir. Neden Amerika'da meydana gelmiyor? Amerika'da elli bir çeşit halk var ve bunların hepsi bir çatı altında yaşıyor ve  ekonomik olarak müreffeh bir hayat sürüyor. Bunların kendi aralarında akide bağları da yoktur. Oysa nüfusu iki milyarı bulan islam alemini birbirine bağlayan en önemli mesele akide bağıdır, inanç birliğidir. Bir tek Allah'a inanıyorlar. "Kitabımız Kur'an'dır." diyorlar. "Önderimiz Hz. Muhammed (s.a.v)" diyorlar. "Kıblemiz Kabedir." diyorlar ve "Mü'minler Kardeştir" ferman-ı ilahisini bildikleri halde yine de birbirleri ile kavga ediyorlar. Neden böyle oluyor? Çünkü ipin ucu dışarıda. İpin ucu dış mihraklarda. Bu nedenle istedikleri zaman İslam alemini ve İslam coğrafyalarını karıştırabiliyorlar. Bazen o şer güçler, ulusal iktidarlar aracılığı ile karışıklık çıkartamadıklarında bu sefer farklı araçları kullanarak hedeflerini gerçekleştiriyorlar. Fikir ve ideolojilerin kanaat önderlerini yönlendirmek sureti ile de halkları birbirine düşürebiliyorlar. Fakat nedense bu toplumlar hep aynı delikten ısırılıyor.

Allah Resulü Hz.Muhammed (s.a.v) şöyle buyuruyor: "Bir mü'min bir yılan deliğinden iki defa ısırılmaz." Yüz yıldan beri aynı delikten yüz defa ısırılan bu halk yine aynı oyunlara gelmekte. Burada elbette halkın tamamını kastetmiyoruz.

İnsanlar öyle durumlara düşüyorlar ki neye hizmet ettiklerini bilmiyorlar. Hatta ne için eylem yaptıklarını bilmiyorlar. Ölen ne için öldüğünü, öldüren ne için öldürdüğünü bilmiyor. Bu kadar şaşkın sarhoş bir vaziyete gelmiş. Burada en önemli vazife topluma kanaat önderliği yapacak olan islam ulemasına düşmektedir. İslam ulemasının akl-ı selim ile halkı itidale çağırması gerekmektedir.

Hiçbir Fikir Zorbalıkla Dayatılamaz

Bu minvalde evvela şu bilinmelidir ki, zorluklar ve zorbalıklarla hiçbir fikir insanların kalplerine yerleştirilemez. Kitleler hiçbir zaman zorba yöntemlerle dayatılan fikirlere itaat etmezler. Bu tarz yapılan itaatler ise kısa süreli olur. Kaldı ki bu neyin mücadelesi?  Henüz kendi görüşleri ve kendi iradesi ile hareket edemeyenler, başkasının iradesi ile hareket edenler zaten mahkûmdurlar. Mahkûmların ise birbirleri ile yapacakları savaş, bir izzet savaşı değil, bir zillet yarışıdır. Bütün bunlar ne için yapılıyor? Kim faydalansın diye yapılıyor?
Zaman zaman halk içinde dile getirilen bir husus vardır. Herkesin üzerinde ittifak ettiği “Kul Hakkı”. Kul hakkı konusunda herkes bir ötekini hassas olmaya davet eder. Peki, ortalığı yakıp yıkmak, dükkânları ateşe vermek, haksız yere insanları öldürmek kul hakkı değil de nedir?
"Zulm ile abad olanın ahiri berbad olur.” denilmiştir. Şu iyi bilinmelidir ki, Allahu Teala iki şeyin karşılığını hem dünyada ve hem de ahirette verir. Biri yeryüzünde insanlığa yapılan zulüm, ikincisi de ihanetlerdir. Allah (c.c.) bu her iki haksızlığın cezasını sadece ahirette değil, Dünya'da da verir.

Gerilim Filmi Yaşatmaya Çalışmak

Soruyorum, neyin uğrunda, beraber yaşamak zorunda olduğunuz insanların canını acıtmaya, gerilim filmi yaşatmaya çalışıyorsunuz? Sonuçta beraber yaşıyorsunuz ve yüz yüze bakıyorsunuz. Artı yaşattığınız bu gerilim filmi içinde sizde zor durumda kalıyorsunuz. Sizde çeşitli korkular yaşıyorsunuz. Hayatınız boyunca gerilim içinde yaşamak mı hoşunuza gider? Yoksa birbirinize karşı güven ve huzur içerisinde yaşamak mı hoşunuza gidiyor. Hangisi güzelse onu yapın. Hangisi iyiyse onu yapın.
İnsanlık aleminin muhtaç olduğu tek şey kardeş olmayı bilmektir. Kardeş olunduğu vakit hukuka riayet esas olur. Allahu teala buyuruyor ki "Bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin."[2] Bir kişiye dahi haksızlık yapılsa bunun hem dünyada hem de ahirette cezası vardır. Kaldı ki kitlelere toplumlara topyekûn yapılan saldırıların cezası daha da ağır olur.

Suçun Şahsiliği Esastır

Evrensel Dünya hukuk normlarına göre "suçun şahsiliği esastır." denilir. Yani bir suçu işleyen kim ise, o kişi yargılanır ve suçu varsa cezası o kişiye verilir. O kişiye benziyor gerekçesi ile diğer kişiler suçlanmaz. Örneğin sakallı bir kişi bir suç işlemiş ise bütün sakallılar aynı suçu işlemiş olmaz. Veya Kürt birisi bir suç işlemiş ise bütün Kürtler aynı suçu işlemiş olmaz. Suçun şahsilikten çıkıp potansiyel kitlelere isnad edilmesi yeryüzünde fitne ve huzursuzluğun başlangıcıdır. Hatta bu durum en kötü noktalara kadar varabilir.
 Şu hususu unutmayalım ki, Allah (c.c.) mazluma yardım eder. Belki aynı gün olmayabilir ama daha sonra mutlaka mazlumun ahı çıkacaktır. Kim yaparsa yapsın bu böyledir. Bizim ölçümüz suça düşman olmaktır. Suçluya değil.. "Benim oğlum bir suç işlediğinde o iyi bir suçludur, başkası suç işlediğinde o kötü suçludur." gibi bir anlayışı kabul etmiyoruz. Suçu kim işlemiş ise o suçludur. Kim olursa olsun. Adı ne olursa olsun. Hangi dine, hangi meşrebe mensup olursa olsun suçu suç olarak kabul etmemiz gerekir. Onun için suçlu kim ise ona karşı tavır belirlemek ve bunu da öncelikle ıslah yöntemleri ile gerçekleştirmek gereklidir. Yoksa herkesi aynı kategoride değerlendirmek ise adaletsizliğin ve zulmün ta kendisidir.
Eğer bir hedefe varmak istiyorsanız, hedefe varmak için kitlelere gerçekten haklı olduğunuzu göstermek zorundasınız. Haksızlık yapmak sureti ile,  herkesin nefret edeceği hal ve hareketler ile ve zorbalıkla hiçbir hedefe ulaşamazsınız. Ayrıca "hedefe ulaşmak için her yol mübahtır." da denilemez. Her yolun mübah olduğunu iddia etmek ilkesizliktir. İlkesizlik ise şahsiyetsizlik ve insani vasıflardan soyutlanmaktır. Bu ilkesizlikten bu çifte standarttan soyutlanmak gerekiyor.

Zulüm Nerede Olursa Olsun Zulümdür

Kobani'de yapılan zulme elbette karşıyız. Ama neden bir taraftan "Kobani'de yapılan zulme karşıyız." derken öte yandan Çeçenistan’da yapılan zulmü görmüyoruz? Neden doğu Türkistan'da, Arakan'da ve Filistin'de yapılan zulümlere karşı olduğumuzu, İsrail'in yaptığı zulümlere karşı olduğumuzu ilan etmiyoruz?. Bizler yeryüzünün sadece bir bölgesi için değil her bölgesinde yapılan zulümlere karşı mazlumlardan yana tavrımızı koymak zorundayız. Aksi halde ben mazlumuma sahip çıkarım, ötekinden bana ne denilirse bu çok çirkin bir çifte standart olur.

Esasen bütün fikir ve ideolojiler kendi haklılıklarını anlatmak sureti ile yaygınlaşmaya çalışırlar. Ben bugüne kadar haksızlık yaparak ve zulmederek yayılan bir fikir ve ideoloji görmedim.  Böyle bir fikir ve böyle bir ideoloji olmaz. Bu bir akıl tutulmasıdır.

Genelde bütün insanlığa, özelde bütün İslam alemine sesleniyorum.

Ey İnsanlar ve Ey Müslümanlar,

Akıllı olun ! Adil olun ! Kime hizmet ettiğinizi ve hangi hedefe varmak istediğinizi iyi düşünün. Ahiretiniz için ne yapmanız gerekiyorsa dünyada öyle yaşayın. Ahiretiniz için hangi şey hoşunuza gidecekse onu yapın. Kitlesel kargaşalar çıkarmak ve  terör estirmek akıl karı işler değildir. Bu yöntemler hiçbir fikrin ve ideolojinin başarıya ulaşmasını sağlamaz.

Bu noktada Alimlere de büyük görevler düşmektedir.

Ey Alimler !

Etrafınızdaki insanlara, sesinizin ulaşabildiği yere kadar seslenin. İnsanları itidale ve Allah korkusu ile hareket etmeye davet edin.

Toplum üzerinde amil olun. Mamul olmayın. Toplumu yönlendirenler cahil olursa, ictimai zararlar telafi edilemez.Zira şu bir hakikattır ki cehalet ile meydana gelen ictimai zararların telafisi ancak ilim ile mümkündür. Hatta ilim ehlinden meydana gelen zararların telafisi dahi yine ancak ilimle  mümkündür. Zira cehalet tüm zararların kaynağıdır.

Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun !

Şahmerdan SARI Hoca
10 / 10 / 2014








[1] 2 Bakara 213
[2] 5 Maide 8

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...


Haber var islah eder, haber var ifsad eder
Şahımerdan Sarı Hoca