Video Foto Galeri Yazarlar
20.4.2019 - Cumartesi

Taliban Moskova'da Afganistan Konferasında Barış İçin İslami Sistem ve İşgalcilerin Çekilmesi Şart

Okunma: 3440
ÖZEL HABER 7 Şubat 2019 00:30
Videoyu Aç Taliban Moskova'da Afganistan Konferasında Barış İçin İslami Sistem ve İşgalcilerin Çekilmesi Şart

Afganistan İslam Emirliği (Taliban) resmi site üzerinden; Rusya başkent Moskova'da gerçekleştirilen kondefansta barışın olabilmesi için gerekli şartların açıklandığı konuşma metnini bildirdi.

  ISLAHHABER    HABER MERKEZİ  

Afganistan İslam Emirliği (Taliban) resmi site üzerinden; Rusya başkent Moskova'da gerçekleştirilen kondefansta barışın olabilmesi için gerekli şartların açıklandığı konuşma metnini bildirdi.

Taliban tarafından 4 Şubat Pazartesi günü yapılan açıklamalarda Moskova'da 5 Şubat Salı günü ikincisi düzenlecek olan Afganistan Konferansına davet edildiklerini ve bu daveti değerlendirildiği Şir Muhammed Abbas Stanikzay önderliğinde 10 kişilik bir heyetin katılacağı bildirilmişti.

5 Şubat Salı günü gerçekleştiren Afganistan konferansında Taliban tarafından yapılan konuşmanın ana başlıkları şu şekilde;


Barış için ön adımlar:

Barış görüşmelerine başlamadan önce, barış için gerekli olan ve güven arttırıcı önlemlerin bir parçası olan bazı ön adımlar atılmalıdır.

1 - Yaptırımlar Listesinin Kaldırılması;

Barış müzakereleri ve yaptırımlar listesi iki çelişkili kavramdır yanyana gelemezler. Bu nedenle, çıkarları için baskı aracı olarak kullanılan bu temelsiz yaptırımların ve ödül listelerinin sona erdirilmesi gerekir. Böylece İslam Emirliği temsilcileri farklı yerlerde barış görüşmelerine herhangi bir engel olmadan katılabilirler. Her iki tarafın da doğal hakları olduğu gibi, baskı yapmadan ve özgür bir atmosferde barış sürecini ilerletmesi gerekir. Bu dengesiz süreç ne ileri gidebilir ne de istenen sonucu verebilir.
(Rus basınına konuşan bir kaynak, Taliban temsilcilerinin Rusya'ya giriş için yaptırım listesindeki kişilerin yaptığı gibi bireysel izin aldığını ifade etmişti.​)

2 - Tutukluların Serbest Bırakılması;

Mücahidlerin ve masum Afganların tutuklanması, barışa karşı olan eylemlerdir. Amerika ve onun koruyucu rejimi, onbinlerce Afganlı ve Mücahidi gizli ve açık cezaevlerinde tutukladı ve onlara yasalara aykırı olarak kötü davranıyorlar. Bir taraftan birinin barış sloganlarını yükseltmesi ve diğer taraftan bu kötü niyetli ve yasa dışı eylemleri gerçekleştirmesi nasıl mümkün olabilir? Bu başlı başına barışa engel teşkil ediyor. Gerçek huzuru sağlamak ve mesafeyi azaltmak için, diğer taraf, Mücahidlerle bağlantı kurmakla suçlanan bütün Mücahidleri ve sıradan masum Afganları serbest bırakmalıdır.

3 - Ofisin resmi olarak açılması;

Barış için müzakerelerin yapıldığı yer ve ofis şeklinde bir iletişim alanı gereklidir. Şu anda Afganistan İslam Emirliği'nin, ön şart olan müzakerelerin yapılacağı yer olarak açık ve resmi bir adrese sahip değildir. Düzenli barış toplantılarının yalnızca bir ofisin müsait olduğu bir durumda yapılabileceği söylenebilir. Büro ayrıca barışla ilgili basın bültenleri yayınlamak, sorumlu bir kurum olarak insanların sorularını cevaplamak, ulusal ve uluslararası endişeleri gidermekle yükümlüdür. Aynı şekilde, barış karşıtı unsurların İslam Emirliği'nin resmi adresinin bilinmediği bahanesini kullanamaz.

4 - Afganistan İslam Emirliği'ne karşı zehirli propagandayı durdurmak;

İşgalcilerin desteğiyle, Afganistan İslam Emirliği’ne karşı geniş zehirli propaganda yapıldığı açık. İslam Emirliği'ne karşı başlı başına barışa engel teşkil eden tamamen temelsiz suçlamalar yöneltiliyor. Bazı istihbarat çevreleri, örneğin köprüleri yıkmak, okul öğrencilerine asit püskürtmek, yol kenarındaki sivil araçlarda patlama yapmak, insanları kaçırmak ve diğer suçları işlemek ve daha sonra bu olayları, İslam Emirliği'ne karşı propaganda için hammadde olarak kullanmak gibi korkunç olaylara başvuruyor ve sonra araştırıldığında, bu soruşturmaların sonuçları da açıklanmamaktadır. Bu suistimallerin neticesinde İslam Emirliği Mücahidleri'nin saldırıları değil istihbarat çevrelerinin işi olduğunu kanıtlamaktadır. Çünkü bunu yaparak Afganistan İslam Emirliği'ni milletinden ve dünyadan izole edeceklerini düşünüyorlar. Dolayısıyla,  barış uğruna bu zehirli ve temelsiz propaganda durdurulmalı, çünkü bu olumsuz propagandalarla hem gerçekler hem de barış feda edildi.

Barışın önündeki engeller:
  • İşgal:
Gerçek barış için halkın iradesine uyulmalı; işgal sona ermeli, çünkü tarih Afgan milletinin asla işgale teslim olmadığının kanıtı. İşgal tüm sefaletlerin anasıdır. Afganistan'da barış ve yabancı birliklerin geri çekilmesi birbirleriyle bağlantılı, çünkü yabancı birliklerin geri çekilmesi pratikte barış yolunu açıyor. 
ABD ve bazı dostlarının, gerçek barış yerine, Afganistan İslam Emirliği'ni teslim olmaya zorlamaya çalıştıklarını görüyoruz. İlk başta savaş alanındaki İslam Emirliği'ni zayıflatacaklarını ve daha sonra el ele tutuşarak onları barışa zorlayacaklarını düşünüyorlar. Ancak gerçekler ile uyumlu olmayan kendi kendini aldatmadır.

Afgan milleti, Afganistan İslam Emirliği'nin Mücahidi arkasında durmaktadır. İşgalciler ve arkadaşları, dünyanın hiçbir saldırgan gücünün ulusal gücü ortadan kaldıramayacağını bilmelidir. Aynı şekilde sorun, sorumsuz eylemler ve gerçekçi olmayan stratejilerle çözülemedi. Asıl mesele, işgalin sonunun önemli bir parçası olduğu barış için gerçeklere dayalı güçlü niyet ve stratejinin gerekli olmasıdır. Önemli olan şu ki güçlü niyet ve işgalin sonunun önemli bir parçası olduğu barış için gerçeklere dayalı stratejilere ihtiyaç vardır.
  • Bağımsız bir İslami Sistemin eksikliği:
Afganistan'da barış ve istikrar için, ülkenin ekonomik refahı, sosyal adalet ve ulusal birliğin garantörü olduğu için, bağımsız İslami Sistemin kurulması konusunda anlaşma sağlanmalı.
  • Barış anlaşmaları için garanti eksikliği:
Barış süreci, güvencelere ihtiyaç duyuyor ki bu olmadan, barış anlaşmalarının hükümleri uygun şekilde uygulanamaz. Bu nedenle, Birleşmiş Milletler, büyük güçler, İslam Konferansı üyeleri ve kolaylaştırıcı ülkeler, anlaşmaların uygulanmasını garanti etmelidir.
  • Mevcut Anayasa:
Anayasa her devlet için müthiş bir ihtiyaçtır. Kabil İdaresinin mevcut anayasası güvenilir değil, çünkü Batı'dan kopyalandı ve Afganistan’ın Müslüman toplumuna işgal gölgesi altında dayatıldı. Afganların isteklerine cevap veremez, hükümleri belirsiz ve birbiriyle çelişkili olduğu için uygulanamaz. Kabil İdaresinin üst düzey yetkilileri tarafından sürekli ihlal edilmektedir; aksine mevcut yönetimin kendisi anayasaya aykırıdır. Dolayısıyla şimdiki versiyonundaki mevcut anayasa, barışın önündeki en büyük engeldir.

Bu nedenle, sevilen ülkenin gelişmesi ve onurlu insanların refahı için Afganistan İslam Emirliği,
anayasanın İslam dini ilkelerine, ulusal çıkarlara, tarihsel kazanımlara ve sosyal adalete dayandırılması gerektiğini düşünüyor. İnsanlık onuruna, ulusal değerlerine, insan haklarına bağlı olmalı, ülkenin toprak bütünlüğünü ve tüm vatandaşların haklarını güvence altına almalıdır. Böyle bir anayasanın taslağı, bir özgürlük atmosferinde Afgan alimler ve aydınlar tarafından hazırlanmalıdır.

Afganistan’ın İslam Emirliği’nin bazı önemli konulardaki durumu:

  • Diğer ülkelerin iç işlerine karışmama:

Afganistan İslam Emirliği, Afgan Müslüman milletinin doğal ve insan hakkı olan ülkesinin bağımsızlığı için meşru çaba göstermektedir. Ülkesinin bağımsızlığını aramak ve halkının inancına uygun bir İslami sistem kurmak terör olarak kabul edilemez. Diğer ülkelerde yıkıcı eylemler gündeminin olmadığını söylemek istiyoruz. Son 17 yılda, diğer ülkelerde hiçbir şekilde müdahalede bulunmadığımızı kanıtladık. Benzer şekilde, kimsenin Afganistan topraklarını komşu ülkeler dahil diğer ülkelere karşı kullanmalarına izin vermiyoruz. Önceliğimiz, Afganistan sorununu barışçıl yollarla çözmektir. Birleşik Devletler, işgali sona erdirmeli ve hükümetlerini inançlarına uygun bir şekilde oluşturmak da dahil olmak üzere Afganların meşru haklarına boyun eğmelidir. Bağımsızlıktan sonra komşular dahil diğer ülkelerle olumlu ve yapıcı ilişkiler kurmak istiyoruz ve ülkenin yeniden inşası ve geliştirilmesinde yardımlarını memnuniyetle karşılıyoruz. Benzer şekilde, bölgenin ve dünyanın barış ve istikrarında da olumlu bir rol oynamak istiyoruz.
 

  • Uyuşturucu kaçakçılığının ve ekiminin önlenmesi:

İslam Emirliği'nin hükümdarlığı döneminde, haşhaş ekimi sıfıra indirgenmiş ve Afganlar arasındaki eroin bağımlılarının sayısı kesinlikle hiçe eşit değildi. Bununla birlikte, ABD’nin Afganistan’daki işgalinden sonra haşhaş ekili arazi alanı 328 bin hektara ulaştı ve şimdi 17 yıllık işgalin gölgesinde, bağımlıların sayısı üç milyona çıktı.

Birleşmiş Milletler Narkotik Teşkilatı tarafından hazırlanan rapora göre, narkotik üretimi % 87, ekimi ise % 63 oranında artmış ve narkotik üretimi 9000 tona ulaşmıştır. Afganistan İslam Emirliği politikası, haşhaş ekimini ve uyuşturucu kaçakçılığını önlemektir. Savaş Afganistan'da sona ererse, İslam Emirliği ülke genelinde haşhaş ekimi ve uyuşturucu kaçakçılığını sıfıra indirmeye ve bu konuda destek vermeye ve komşu ülkelerle ve uluslararası örgütlerle koordine etmeye hazırdır.

  • Sivil Zayiatın Önlenmesi:
Devam eden dayatılan savaş nedeniyle sivil kayıpların ölçeğinin son zamanlarda arttığını görüyoruz. Halkımızın bu hali sadece bize zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda özgür bilinçli olan her Afgan acıyı hisseder. Afgan milleti kendi ruhumuz ve bedenimizdir ve verdiği zararla kendimize zarar verilir.

Saygıdeğer liderimiz Emirul Muminin Şeyh Heybetullah Ahundzade (Allah onu korusun) bile Bayram mesajlarında Mücahidlere sivil zayiat riskinin olduğu yerlerde operasyonlardan kaçınılması için güçlü talimatlar verdi. Dahası, İslam Emirliği, sivil kayıpların önlenmesi için çalışan sivil kayıpların önlenmesi adı altında bağımsız bir komisyon kurmuştur ve her ilde olayları yakından ve tam olarak inceleyen temsilcileri bulunmaktadır. Sivil kayıplarla ilgili yıl boyunca defalarca güvenilir raporlar yayınlamaktadır.

Kaynak : ISLAH HABER

Haber var islah eder, haber var ifsad eder